"

sıkı

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - Kürtçe Sözlük

şıkırtı (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
şeqîn.
Türkçe - İngilizce Sözlük

şıkırtı (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
rattle; clink; jingle.
Türkçe - İngilizce Sözlük

sıkişeme (Fiil)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
path. polyuria.
Türkçe - Almanca Sözlük

sıkışık (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
zusammengepresst; bedrTMngt, knapp; dringend.
Türkçe - Kürtçe Sözlük

sıkışık (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
teng, sixlet.
Türkçe - İngilizce Sözlük

sıkışık (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. tight; tightly wedged or jammed; placed very close together; very crowded, congested. 2. hard pressed (for time); (time) when one is hard pressed (for time). 3. hard up (for money); (time) when one is hard up (for money).
Türkçe - İngilizce Sözlük

sıkışıklık (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. tightness; being tightly wedged or jammed; closeness; congestion. 2. being hard pressed (for time). 3. being hard up (for money).
Meteoroloji Sözlüğü

SIKIŞMA (İsim)

(Meteoroloji Sözlüğü) :
(GRADIENT) [i]Verilen bir yönde, mesafe ile sayısal değerin değişim oranıdır. Pratikte bu değişim oranı yatay veya dikey olarak kullanılabilir. Örneğin sıcaklık gradyanı denildiğinde, ister yatay ister dikey olsun iki nokta arasındaki sıcaklık farkının değer büyüklüğü anlaşılır. Dikey sıcaklık gradyanı artı veya eksi yönde çok büyük değişiklik gösterir. Yükseklikle sıcaklık azaldıkça, gradyan pozitif değere sahip olur. Yatay basınç gradyanı için söylenecek şey ise; eğer izobarlar birbirine yakınsa basınç gradyanı kuvvetli, eğer izobarlar birbirinden uzaksa o zaman da basınç gradyanı zayıftır.
Türkçe - Almanca Sözlük

sıkışmak (Fiil)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
zusammenrücken.
Türkçe - İngilizce Sözlük

sıkışmak (Fiil)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. to become tightly wedged or jammed; to be placed close together; to be very crowded, be congested. 2. /a/ to get caught in, be pinched in: Parmağım kapıya sıkıştı. My finger got caught in the door. 3. to get in a jam, get in a tight spot. 4. to be hard up (for money). 5. to have a constricted feeling: Kalbim sıkıştı. I felt a tightness in my chest. 6. to feel the need to relieve oneself, feel the need to go to the toilet.