Results for "yabancı
"
yabancı (Noun)
(Turkish - French Dictionary) :
étranger
yabancı (Noun)
(Turkish - French Dictionary) :
étranger
yabancı (Noun)
(Turkish - German Dictionary) :
fremd; r Fremde, r AuslTMnder.
yabancı (Noun)
(Turkish - Spanish dictionary) :
extranjero
yabancı (Noun)
(Turkish - Spanish dictionary) :
extranjero
yabancı (Noun)
(Turkish - Kurdish Dictionary) :
biyanî, xerîb.
YABANCI (Adjective)
(Turkish - Turkish dictionary) :
s. 1. Aynı aileden, çevreden veya yurttan olmayan. 2. Alışılmış olmayan.
YABANCI (Adjective)
(Dream Dictionary of Phrase) :
Sıkıntı ve zahmete, Yabancı milletleri yahut onlardan bir yahut birkaçını görmek arzu edilen şeye kavuşmaya yahut galip gelmeye, Temiz çehreli ve kişiye güven veren yabancı sevinçli haber ve beklenmedik hayırlı rızıktır.
yabancı (Noun)
(Turkish - English dictionary) :
1. stranger; foreigner, alien. 2. foreign, alien. 3. unfamiliar, strange. cisimler path. foreign bodies. sı olmak /ın/ to be unfamiliar with; to know nothing about.
YABANCI CİSİMLER (Adjective)
(Medicine and Hematology Glossary) :
Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan her hangi bir madde yabancı cisimdir. Bunlara özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanır. Yutulan yabancı cisimler, yemek borusunda takılabilir, ya da tehlikeli olabilir.Bu nedenle bazen ameliyatla çıkartılmaları gerekebilir.