"ÎMÂN
" Kelimesi için arama sonuçları
Îmân-ı Kesbî (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir kimsenin âkıl (akıllı) ve bâliğ olduktan (ergen, gusül, boy abdesti alacak yaşa geldikten)sonra ettiği îmân.
Îmân-ı Ma'sûm (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Peygamberlerin aleyhimüsselâm îmânı.Îmân-ı Ma'sûm tafsîlîdir. Bunlar inanılacak husûslara ayrı ayrı îmân ederler. Dinlerininilimlerini tafsîlen (geniş olarak) bilirler. Bâzı hükümlerde ictihâd ederler. Peygamberlere Allahüteâlâdan doğrusu bildirildiğinden hatâ üzere kalmazlar. (İmâm-ı Birgivî)
İMAN-I MAKBUL (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Mü'minlerin imanı.
Îmân-ı Makbûl (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mü'minlerin (Peygamber efendimizin söylediklerinin hepsini beğenip kalben kabûledenlerin) îmânı.
İMAN-I MERDUD (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Münafık olan kimselerin imanı.
Îmân-ı Merdûd (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Münâfıkların (dilleri ile inandıklarını söyleyip kalben inanmayanların) yalnız dil ilesöyledikleri îmân. (Bkz. Münâfık)
Îmân-ı Metbû (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Meleklerin îmânı. (Bkz. Melek)
Îmân-ı Mevkûf (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ehl-i bid'atin (yanlış, bozuk inançta olanların)îmânı.
Îmân-ı Şühûdî (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Basîret (kalb gözü) ile müşâhede ederek, görerek olan îmân.Dünyâ durdukça ve dünyâ hayâtı ile yaşadıkça gayba inanmaktan başka çâre yoktur. Çünkübu dünyâda hakîkî îmân-ı şühûdîye kavuşmak mümkün değildir. Âhiret hayâtı başlayıp, vehmve hayâlin kuvveti kalmayınca, görerek hâsıl olan îmân-ı şühûdî kıymetli o lur. Muhammedaleyhisselâm dünyâda iken yâni mîrâc gecesinde âhiret âlemine götürülerek baş gözü ile Allahüteâlâyı görmekle şereflendiği için O'nun îmânı şühûdîdir demek güzel olur. Çünkü başkamü'minlere Cennet'te ihsân edilecek olan nîmet, O yüce Peygambere bu dünyâda nasîb oldu.(İmâm-ı Rabbânî)
Îmân-ı Tafsîlî (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Îmân edilecek şeyleri ayrı ayrı öğrenerek, bilerek îmân.Mü'min (inanan) olabilmek için, îmân-ı icmâlî yeterlidir. Îmânın altı şartına yâni Allahüteâlâya, meleklerine, gönderdiği kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır veşerrin Allahü teâlâdan olduğuna, öldükten sonra dirilmeğe, namaz, oruç, hac ve diğer dînîemirlerin her birine ayrı ayrı inanmakla ise, îmân-ı tafsîlî ile îmân edilmiş inanılmış olur.(Kutbüddîn-i İznikî, Abdülhâk-ı Dehlevî)