"ÎN
" Kelimesi için arama sonuçları
intimate 2 (Sıfat)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
f. üstü kapalı söylemek, ima etmek, imlemek, çıtlatmak.
intimately (Zarf)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
z. 1. içtenlikle, samimiyetle. 2. çok yakından: He´s a distant relative; I don´t know him intimately. O uzak bir akraba; kendisini yakından tanımıyorum. The two subjects are intimately related. İki konu birbiriyle yakından ilgili. 3. derinlemesine, çok iyi: She is intimately familiar with Bach´s music. Bach´ın müziğini derinlemesine biliyor.
intimation (İsim)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
i. üstü kapalı söyleme, ima.
intimidate (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
f. gözünü korkutmak, sindirmek, yıldırmak; gözdağı vermek.
intimidation (İsim)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
i. gözünü korkutma, yıldırma, sindirme; gözdağı verme.
Intimität (İsim)
(Almanca - Türkçe Sözlük) :
en {intimi'te:t} e samimiyet, teklifsizlik.
İNTIRAK (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Gürleme. Patlama.
İNTİŞA' (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Neş'et etme, gelişme, yetişme, neşv ü nemâ bulma.
İNTİSAB (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Nasb. dan) Dikilip durmak. * Yükseğe kaldırmak. * Bir mansaba tayin olunmak. * Gr: Kelimenin mansub olması (Bak: Mansub)
İNTİŞAB (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Odun veya mal biriktirme. * Tutulup kalma.