"İŞÂ
" Kelimesi için arama sonuçları
ÎSÂ ALEYHİSSELÂM
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Yeni bir din getiren peygamber olup, kendisine
dört büyük kitaptan biri olan İncîl verildi (Bkz. İncîl). Annesinin adı Meryem'dir. Allahü teâlâ
onu babasız yarattı.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
(Nûh ve İbrâhim aleyhimesselâmdan) sonra onların arkalarından Peygamberlerimizi ard
arda gönderdik. Hepsinden sonra da Meryem oğlu Îsâ'yı (aleyhisselâm) onlara tâbi kıldık,
peygamber olarak gönderdik. Ona İncîl'i verdik. Ona tâbi olan mü'minlerin kalblerinde
birbirlerine şefkat ve merhamet ihsân ettik. (Hadîd sûresi: 27)
Bir vakit Meryem oğlu Îsâ (aleyhisselâm) şöyle demişti: "Ey İsrâiloğulları! Ben size Allahü
teâlânın peygamberiyim. Benden evvel Mûsâ'ya (aleyhisselâm) nâzil olan Tevrât'ı tasdîk edici
ve benden sonra gelecek Ahmed (Muhammed aleyhisselâm) ismindeki peygamberin
müjdecisiyim. (Sâf sûresi: 6)
Vallâhi Meryem'in oğlu Îsâ (aleyhisselâm) âdil bir hakem olarak mutlaka (yeryüzüne)
inecek ve mutlaka haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, genç-dişi develer
başıboş bırakılacak, onlara rağbet edilmeyecek, bütün düşmanlıklar, küsüşmeler ve
hasedlikler muhakkak sûrette kalkacak. Îsâ aleyhisselâm insanları mala dâvet edecek fakat
malı hiçbir kimse kabûl etmeyecek. (Hadîs-i şerîf-El-Cem'u Beyn-es-Sahîhayn)
Îsâ bin Meryem, Muhammed'i dîni üzere tasdîk ettiği hâlde iner. Deccâli öldürür. Sonra
kıyâmet kopar. (Hadîs-i şerîf-Ahmed bin Hanbel, Bezzâr, Taberânî)
Îsâ aleyhisselâm, insan ve peygamber idi. Allahü teâlâ onu babasız yarattı. Kudüs'ün Beyt-i
Lahm kasabasında doğdu. Annesi, hazret-i Meryem'dir. Roma İmparatorunun Şam vâlisi, babasız
doğduğu için onu ve annesini öldürmek istedi. Annesi onu alarak Mısır'a götürdü. Hazret-i Îsâ on
iki yaşına gelinceye kadar Mısır'da kaldılar. Sonra tekrar Kudüs'e gelerek Nâsıra şehrine
yerleştiler. Otuz yaşına girince, Allahü teâlâ tarafından İsrâiloğullarına peygamber olarak
gönderildi. Kendisine dört büyük kitabdan biri olan İncil verildi (Bkz. İncil). İnsanların Allahü
teâlâya inanmalarını ve O'nun emirlerini yapıp yasaklarından sakınmalarını ve isyânda
bulunmamalarını istedi. İsrâiloğulları bu dâveti kabûl etmediler. Îsâ aleyhisselâm var gücü ile
gayret göstermesine rağmen pek az kişi inandı. İsrâiloğulları ona inanmadıkları gibi, dâvetine
karşı çıktılar ve günden güne hırçınlaştılar. Îsâ aleyhisselâmın yumuşaklığını görerek
inanmadılar. Hattâ daha da ileri giderek hazret-i Îsâ'yı öldürmeye teşebbüs ettiler. Bunun üzerine
hazret-i Îsâ, kendisine îmân edenler arasından seçtiği havârî adı verilen on iki kişiden Allahü
teâlâya îmân ve ibâdet edeceklerine ve kendisine yardımcı olacaklarına dâir söz aldı.
İnanmayanlara mûcizeler gösterdi.
Yahûdîlerden bir topluluk, Îsâ aleyhisselâm ve annesi hazret-i Meryem'e dil uzattılar. Îsâ
aleyhisselâm bunu duyunca onlar hakkında bedduâda bulundu. Allahü teâlâ bu duâyı kabûl edip,
hazret-i Îsâ'ya ve annesine dil uzatanları maymun ve domuza çevirdi. Bu durumu gören
yahûdîler, hâdiseyi aralarında görüştüler. Hepsi hazret-i Îsâyı öldürmek üzere anlaştılar. Hazret-i
Îsâ'yı aramaya başladılar. Îsâ aleyhisselâmın havârîlerinden Yehûda (Judas) birkaç kuruş karşılığı
Îsâ aleyhisselâmın yerini haber verdi. Îsâ aleyhisselâmı yakalamak için yahûdîlerle berâber eve
girince, Allahü teâlâ, Yehûda'yı Îsâ aleyhisselâma benzetti. Yahûdîler de onu Îsâ aleyhisselâm
diye yakaladılar ve haça (çarmıha) gererek öldürdüler. Allahü teâlâ, Îsâ aleyhisselâmı göğe
kaldırdı. Îsâ aleyhisselâm bu sırada otuz üç yaşındaydı. Îsâ aleyhisselâm göğe kaldırıldıktan kırk
sene sonra, Romalılar Kudüs'e hücum etti. Yahûdîlerin çoğunu öldürüp, bir kısmını esir ettiler.
Şehri yağmaladılar.Kitaplarını yaktılar. Îsâ aleyhisselâma yaptıklarının cezâsı olarak yahûdîler
hakîr ve zelîl oldular.
Hıristiyanlar Îsâ aleyhisselâmın haça gerilip orada öldüğüne, fakat sonra dirilip göğe çıktığına
inanırlar. Müslümanlar ise, Îsâ aleyhisselâmın haça gerilmediğine, doğrudan göğe kaldırıldığına
inanırlar. Bu husus Kur'ân-ı kerîmde Nisâ sûresi 158. âyetinde meâlen şöyle bildirildi: "Onu
asmadılar, onu öldürmediler. Bilakis Allahü teâlâ onu katına yükseltti..." (Nişancızâde, Taberî,
İbn-i Neccâr, Harputlu İshâk Efendi)
Îsâ aleyhisselâm kıyâmet yaklaşınca, Şam'da Ümeyye Câmii minâresine inecek. Muhammed
aleyhisselâmın şerîatine göre amel edecek. Evlenecek ve çocukları olacak. Hazret-i Mehdî ile
buluşacak, kırk sene yaşadıktan sonra Medîne'de vefât edecek. Hücre-i Seâdete yâni Peygamber
efendimizin kabrinin bulunduğu odaya gömülecektir. (Yûsuf Nebhânî ve İbniHacer)
Îsâ aleyhisselâm, bu ümmetin imâmına uyup arkasında namaz kılacaktır. (Muhammed
Ma'sûm)
IŞÂ' (Ünlem)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Yatsı zamanı. Akşam ile yatsı namazı arasındaki vakit. * Güneş batmasından ertesi günü fecre kadar olan zaman.
İSA' (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Teselli verip sabra irşad etmek.
İŞA' (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Bak: Işa)
İŞA'-İ EŞCAR (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Ağaçların çiçek açması.
İşâ-i Evvel (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yatsının ilk vakti. Batıdaki mer'î (görünen) ufuk hattı üzerinde, kırmızılığın kaybolması ilebaşlayan vakit. Güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında, on yedi derece yüksekliğe indiği vakit.Yatsı namazının vakti, İmâmeyn'e (İmâm-ı Ebû Yûsuf ile İmâm-ı Muhammed'e) göre işâ-ievvelden sonra başlar. Diğer üç mezhebde de böyledir. İmâm-ı a'zam'a göre işâ-i sânîden yânibeyazlık kaybolduktan sonra başlar. Fecrin ağarmasına (imsak vaktine) ka dar devâm eder.(İbn-i Nüceym, Ahmed Ziyâ Bey)
İşâ-i Rabbânî (Sayı)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Null
İŞAA (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Bir haberi yaymak, duyurmak. Bir şeyin şuyuuna, yayılmasına sebeb olmak.
IŞÂÂN (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Akşam ile yatsı.
İŞAAT (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(İşâa. C.) Haber yaymalar.