"

İMÂM

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İMAM-I REMLÎ (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Bak: Remlî)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İMAM-I ŞÂFİÎ (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Hi: 150-204) İmam-ı Abdullah bin Muhammed diye de anılır. Üçüncü ceddi olan Şâfiî, hayatında Resulüllâh'ı (A.S.M.) gördüğü için o isimle anılır. Nesebi, Abd-i Menaf'da Peygamberimiz (A.S.M.) ile birleşir. Gençliğinde çok fakir bir hayat yaşadı. Çok ileri muhaddis ve müfessir-i Kur'andır. Usul-ü Hadis ve Fıkha dair te'lifatı vardır. Şâfiî Mezhebinin imamıdır. Tıb, şiir ve edebiyatta da çok ileridir. (K.S.)
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂM-I ŞÂFİÎ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ehl-i sünnetin ameldeki dört mezhebinden biri olan Şâfiî mezhebinin reîsi.İsmi, Muhammed bin İdrîs bin Abbâs bin Osman bin Şâfiî bin Saîb'dir. Soyca Kureyşkabîlesine dayanıp, anne ve baba tarafından Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve selleminmübârek soyu ile birleşmektedir. Künyesi Ebû Abdullah'tır. Eshâb-ı kirâmda n ve dördüncügöbekten dedesi olan Şâfiî'nin ismine izâfeten kendisine de Şâfiî denildi ve bu isimle meşhûroldu. 767 (H. 150)'de Gazze'de doğdu. 820 (H. 204)'de Mısır'da vefât etti. Ömrünü ilimöğrenmek ve öğretmekle geçirdi. Çok talebe yetiştirdi.İmâm-ı Şâfiî, İmâm-ı a'zam'ın kabrini ziyâret ettiği zaman ona hürmeten sabah namazındakunut okumayı terk ederdi. (İbn-i Hacer-i Mekkî)İmâm-ı Şâfiî'nin insanlar arasındaki yeri, gökteki güneş gibidir. O, rûhların şifâsıdır. (Ahmedbin Hanbel)Nice âlim ve fazîletli kimselerle görüştüm, İmâm-ı Şâfiî hazretleri gibi âlim ve fâdıl birkimse görmedim. (Ebû Ubeyd Kâsım bin Selâm)
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂM-I ŞÂFİÎ

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ehl-i sünnetin ameldeki dört mezhebinden biri olan Şâfiî mezhebinin reîsi. İsmi, Muhammed bin İdrîs bin Abbâs bin Osman bin Şâfiî bin Saîb'dir. Soyca Kureyş kabîlesine dayanıp, anne ve baba tarafından Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellemin mübârek soyu ile birleşmektedir. Künyesi Ebû Abdullah'tır. Eshâb-ı kirâmdan ve dördüncü göbekten dedesi olan Şâfiî'nin ismine izâfeten kendisine de Şâfiî denildi ve bu isimle meşhûr oldu. 767 (H. 150)'de Gazze'de doğdu. 820 (H. 204)'de Mısır'da vefât etti. Ömrünü ilim öğrenmek ve öğretmekle geçirdi. Çok talebe yetiştirdi. İmâm-ı Şâfiî, İmâm-ı a'zam'ın kabrini ziyâret ettiği zaman ona hürmeten sabah namazında kunut okumayı terk ederdi. (İbn-i Hacer-i Mekkî) İmâm-ı Şâfiî'nin insanlar arasındaki yeri, gökteki güneş gibidir. O, rûhların şifâsıdır. (Ahmed bin Hanbel) Nice âlim ve fazîletli kimselerle görüştüm, İmâm-ı Şâfiî hazretleri gibi âlim ve fâdıl bir kimse görmedim. (Ebû Ubeyd Kâsım bin Selâm)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İMAM-I TABERANÎ (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Süleyman bin Ahmed Taberanî) Hadis âlimidir. Şam'da Taberiyye'de doğmuş ve orada vefat etmiştir. (260-360) Kebir, Evsat ve Sagir hadis kitablarını yazmak için 33 sene Irak, Hicaz, Yemen, Mısır ve başka yerleri dolaşmıştır.
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂM-IA'ZAM EBÛ HANÎFE (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ehl-i sünnet ve'l-cemâatın ameldeki dört mezhebinden biri. Hanefî mezhebinin kurucusu.İsmi Nûmân bin Sâbit bin Zütâ'dır. Ebû Hanîfe künyesiyle ve İmâm-ı a'zam lakabıylameşhûr olmuştur. 699 (H. 80) senesinde Kûfe'de doğdu. 767 (H. 150) senesinde Bağdâd'daşehîd edildi. Ehl-i sünnet îtikâdını ve fıkıh bilgilerini topladı. Yüzlerce tale besine öğretip,kitaplara geçirilmesine sebeb oldu.Fıkıh ilminde İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe gibi mütehassıs görmedim. (Abdullah binMübârek)İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe bir yıldızdır. Karanlıkta kalanlar onunla yol bulur, hidâyetekavuşur. (Dâvûd-i Tâî)
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂM-IA'ZAM EBÛ HANÎFE

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ehl-i sünnet ve'l-cemâatın ameldeki dört mezhebinden biri. Hanefî mezhebinin kurucusu. İsmi Nûmân bin Sâbit bin Zütâ'dır. Ebû Hanîfe künyesiyle ve İmâm-ı a'zam lakabıyla meşhûr olmuştur. 699 (H. 80) senesinde Kûfe'de doğdu. 767 (H. 150) senesinde Bağdâd'da şehîd edildi. Ehl-i sünnet îtikâdını ve fıkıh bilgilerini topladı. Yüzlerce talebesine öğretip, kitaplara geçirilmesine sebeb oldu. Fıkıh ilminde İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe gibi mütehassıs görmedim. (Abdullah bin Mübârek) İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe bir yıldızdır. Karanlıkta kalanlar onunla yol bulur, hidâyete kavuşur. (Dâvûd-i Tâî)
Türkçe - İngilizce Sözlük

imambayıldı (Sayı)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
stuffed eggplant cooked in olive oil.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İMAME (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İslâma mahsus baş kisvesi olan sarık. Zırhlı külâh. * Çubuk ve sigaralığın başına takılan ağızlık. * Tesbihin başındaki ve ipin iki ucu içinden geçen uzunca tane.
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂME (Ünlem)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Eskiden müslümanların başlarına sardığı, bugün ise, sadece din görevlilerinin namazkıldırırken ve dînî vazîfeleri yerine getirirken giydikleri başlık üzerine sarılan sarık.İmâme ile kılınan iki rek'at namaz, imâmesiz kılınan yetmiş rek'at namazdan efdâldir,üstündür. (Hadîs-i şerif-Râmûz-ül-Ehâdîs)Mescidlere imâmesiz olarak da imâmeli olarak da geliniz. Ancak imâmeli olmakmü'minlerin alâmetlerindendir. (Hadîs-i şerif-Râmûz-ül-Ehâdîs)Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem imâmeyi sarar ve ucunu arkadan iki kürekarasına sarkıtırdı. (Râmûz-ül-Ehâdîs)Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem hicretin sekizinci senesi Ramazan-ı şerîfin onuncuPazartesi günü, on iki bin kahraman ile birlikte Medîne'den çıkarak, Ramazânın yirminciPerşembe günü Mekke-i mükerremeyi feth etti. Ertesi Cumâ günü hutbe okur ken mübârekbaşında siyâh imâme sarılı idi. (İmâm-ı Kastalânî)2. Tesbîhin ucundaki uzun tâne.