"

İMÂM

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - Almanca Sözlük

imam (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Imam.
Türkçe - Kürtçe Sözlük

imam (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
mele.
Kürtçe - Türkçe Sözlük

îmam (İsim)

(Kürtçe - Türkçe Sözlük) :
imam.
Türkçe - Türkçe Sözlük

İMAM (İsim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Cemaatle kılınan namazlarda kendisine uyulan kimse: Cemaat ne derse desin, imam bildiğini okur. 2. İslam dininde mezhep kuran kimse: İmam-ı Azam Ebû Hanife. 3. Bazı İslam devletlerinde devlet başkanı.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İMAM (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Öne geçmek. * Önde ve ileride olan. Delil ve rehber. * Cemaate namaz kıldıran. * İçtihad sahibi zat. Mezheb sahibi olan. * Bir mahallenin lüzumlu işlerine ve içtimaî vazifelerine nezaret eden. * Müslümanların imamı olan halife ve askerlerin başı. Sultan. Hâkim. Reis. * Ümmetin reisi. İslâm hükümetlerinde Devlet Reisi. * Hz. Ali (R.A.) neslinden gelen zât. * Dershanede günlük talim ve dersler için talebelerin önlerine konan tahtalar. * Kıble tarafı.
Rüya Tabirleri Sözlüğü

İMAM (İsim)

(Rüya Tabirleri Sözlüğü) :
Bir cami yahut mescidde vazifeli imamı görmek vali, kaymakam, idari işlerde görevli kimselere; Bir yerin en büyük camiinin imamı, o beldenin yahut ülkenin ileri gelen, üst düzey yöneticilerine, Din hizmetlerinde görevli kimselerde görülen her çeşit iyi hhal, yöneticilerin durumlarının ve idarelerinin iyiliğine; onlarda gözlenen olumsuz haller, yönetici konumundaki kimselerdeki olumsuz iş ve icraatlara, Bir cemaate yahut topluluğa imam olup, namazı tam olarak kıldırdığını görmek, kendilerinden iyilik umulan bir cemaate ortak olmaya yahut onlara bir meselede kefil olmaya, İmam olduğunu görmek iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya, üstada, anne babaya, sorumluluk getiren işlere ve itibarlı ve şerefli bir mesleğe, İmamlık, ehil olanlar için yöneticiliğe, insanlara dünyü ve ahiret hususlarında rehberlik yapmaya, İmam olduğunu ve cemaate kıbleden başka tarafa doğru namaz kıldırdığını görmek halkı sapıklığa yöneltmeye, bid'atler ihdas etmeye yahut mahzurlu bir iş yapmaya, Bilinmeyen bir yerde tanımadığı cemaate imam olduğunu ve namaz içinde ne okuduğunu bilmediğini görmek güzel bir ölümle ölmeye, Kadının kendini erkeklere imam olduğunu görmesi vefat etmesine, Erkeğin, kendini kadınlara imam olmuş görmesi, zavallı bir topluluğun işlerini üzerine almasına delalet eder.
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂM (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Câmi, mescid veya başka yerlerde cemâate namaz kıldıran kimse.Cemâate, Kur'ân-ı kerîmi iyi okuyanınız imâm olsun. Bunda eşit olunca sünneti en iyibileniniz, bunda da eşit olunca, en yaşlı olanınız imâm olsun! (Hadîs-i şerîf-Müslim,Sünen-i Tirmizî)İmâm kalkan gibidir. Namazı tam kıldırırsa; hem onun, hem sizin lehinize olur.Noksan kıldırırsa, sizin namazınız yine tamdır. Noksanlık ondan sorulur. (Hadîs-işerîf-Taberânî)İmâmın namaza dururken ve rüknden rükne geçerken ve selâm verirken, cemâat işitecekkadar sesini yükseltmesi sünnettir. Daha fazla yükseltmesi mekruhtur. Kırâeti güzel olan yâniKur'an-ı kerîmin harflerini tanıyan, tecvid ile okumasını bilen imâm olu r. Sesi güzel ve tegannîile okuyan değil. (İbn-i Âbidîn)2. Hadîs, fıkıh, kelâm ve tefsîr ilminde ve tasavvuf gibi İslâmî ilimlerden birinde en yüksekmertebeye ulaşan âlim.Dört büyük mezheb imâmına uymak, Kur'ân-ı kerîme ve sünnete (Peygamber efendimizinemirlerine) uymanın tâ kendisidir. (Abdurrahmân Silhetî)3. Müslümanların devlet reîsi. (Bkz. Halîfe)Huzeyfe; "Yâ Resûlallah! Fitne devrine ulaşırsam ne yapmamı emredersiniz" deyince;" Müslümanların cemâatına ve imâmına tâbi ol!" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Buhârî veMüslim)İmâm-ı Müslimîn: Müslümanların imâmı, devlet reîsi, halîfe. (Bkz. Halîfe)
Türkçe - İngilizce Sözlük

imam (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. imam, prayer leader. 2. imam, one of the twelve divinely inspired leaders of the Shi´a. 3. imam, a leader regarded as a successor to the Twelve Imams: İmam Humeyni. 4. imam, a founder of one of the orthodox schools of Islamic law: İmam Şafii. 5. imam, a respected Islamic theological sage: İmam Gazali. 6. Imam (a title of the caliph). evi colloq. prison for women. hatip okulu secondary school for the training of Islamic religious personnel. ın/ kayığı slang coffin. ın kayığına binmek slang to die, kick the bucket. nikâhı wedding performed by an imam. osurursa, cemaat sıçar. proverb If a leader makes a small mistake, his followers will then make big mistakes. suyu slang raki.
İslami Terimler Sözlüğü

İMÂM

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Câmi, mescid veya başka yerlerde cemâate namaz kıldıran kimse. Cemâate, Kur'ân-ı kerîmi iyi okuyanınız imâm olsun. Bunda eşit olunca sünneti en iyi bileniniz, bunda da eşit olunca, en yaşlı olanınız imâm olsun! (Hadîs-i şerîf-Müslim, Sünen-i Tirmizî) İmâm kalkan gibidir. Namazı tam kıldırırsa; hem onun, hem sizin lehinize olur. Noksan kıldırırsa, sizin namazınız yine tamdır. Noksanlık ondan sorulur. (Hadîs-i şerîf-Taberânî) İmâmın namaza dururken ve rüknden rükne geçerken ve selâm verirken, cemâat işitecek kadar sesini yükseltmesi sünnettir. Daha fazla yükseltmesi mekruhtur. Kırâeti güzel olan yâni Kur'an-ı kerîmin harflerini tanıyan, tecvid ile okumasını bilen imâm olur. Sesi güzel ve tegannî ile okuyan değil. (İbn-i Âbidîn) 2. Hadîs, fıkıh, kelâm ve tefsîr ilminde ve tasavvuf gibi İslâmî ilimlerden birinde en yüksek mertebeye ulaşan âlim. Dört büyük mezheb imâmına uymak, Kur'ân-ı kerîme ve sünnete (Peygamber efendimizin emirlerine) uymanın tâ kendisidir. (Abdurrahmân Silhetî) 3. Müslümanların devlet reîsi. (Bkz. Halîfe) Huzeyfe; "Yâ Resûlallah! Fitne devrine ulaşırsam ne yapmamı emredersiniz" deyince; "Müslümanların cemâatına ve imâmına tâbi ol!" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Buhârî ve Müslim) İmâm-ı Müslimîn: Müslümanların imâmı, devlet reîsi, halîfe. (Bkz. Halîfe)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İMAM-I A'ZAM (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Hi: 80-150) Hanefi Mezhebinin imamı. Asıl ismi: Ebu Hanife Nu'man bin Sâbit'tir. Bağdatlı olup Abbasiler devrinde yaşamıştır. Fıkıh ilminin en ileri geleni olup, bu ilmin tedvin ve tervicinde çok büyük hizmet etmiştir. Böyle zâtların vicdan-ı umumiye nezdinde idareyi, hak ve adalette selâmet için, mânevi mürakabeleri çok ehemmiyetli bir husus olduğundan, teklif edilen Kadılık Makamını, hapse ve işkencelere mâruz kaldığı halde kabul etmemiştir. Kudsi vazifesi, siyasetçe muhtelif düşünen müslümanların hepsine şâmil olması sebebi ile bilfiil siyasete girmemiştir. (K.S.)