"

İKTİDA

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

IKTIDA (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Tâbi olma. Uyma.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İKTİDA (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Uymak, tâbi olmak. Birinin hareketini örnek alarak ona benzemeye çalışmak. İttiba etmek.
İslami Terimler Sözlüğü

İKTİDÂ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Tâbi olmak, uymak. Taklid etmek.Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:İşte o peygamberler Allahü teâlânın hidâyet ettiği kimselerdir. Sen de onlara iktidâ et.De ki: "Ben buna (peygamberlik vazîfemin îfâsına) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. OKur'ân-ı kerîm âlemler için öğütten başka bir şey değildir. (En'âm sûresi: 90)Benden sonra, Ebû Bekr'e ve Ömer'e iktidâ ediniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Hâkim)Benden önce Allahü teâlânın bir ümmete gönderdiği bir peygamber yoktur ki, opeygamberin ümmetinden Havârîleri ve sünnetine tâbi olan, emrine iktidâ eden eshâbı,arkadaşları olmasın. (Hadîs-i şerîf-Müslim)Bizim büyüklerimizin yolunun esâsı ikidir: Birincisi; Resûl-i ekremin sallallahü aleyhi vesellem sünnetine yâni bildirdiği İslâm dîninin îmân ve amel ile ilgili hükümlerine iktidâ, ikincisitâbi olduğu âlim ve velîyi çok sevmek. (İmâm-ı Rabbânî)Kendisinde imâmlık şartları bulunmadığı hâlde imâmlık yapan kimseye iktidâ etmemelidir.(İbn-i Âbidîn)
İslami Terimler Sözlüğü

İKTİDÂ

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Tâbi olmak, uymak. Taklid etmek. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: İşte o peygamberler Allahü teâlânın hidâyet ettiği kimselerdir. Sen de onlara iktidâ et. De ki: "Ben buna (peygamberlik vazîfemin îfâsına) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O Kur'ân-ı kerîm âlemler için öğütten başka bir şey değildir. (En'âm sûresi: 90) Benden sonra, Ebû Bekr'e ve Ömer'e iktidâ ediniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, Hâkim) Benden önce Allahü teâlânın bir ümmete gönderdiği bir peygamber yoktur ki, o peygamberin ümmetinden Havârîleri ve sünnetine tâbi olan, emrine iktidâ eden eshâbı, arkadaşları olmasın. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Bizim büyüklerimizin yolunun esâsı ikidir: Birincisi; Resûl-i ekremin sallallahü aleyhi ve sellem sünnetine yâni bildirdiği İslâm dîninin îmân ve amel ile ilgili hükümlerine iktidâ, ikincisi tâbi olduğu âlim ve velîyi çok sevmek. (İmâm-ı Rabbânî) Kendisinde imâmlık şartları bulunmadığı hâlde imâmlık yapan kimseye iktidâ etmemelidir. (İbn-i Âbidîn)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İKTİDAB (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Bir şeyi kendisi için kesmek. * Henüz öğretilmemiş deveye binmek. * İrticâlen söz söylemek. * Edb: Şâir, kasidesinden teşbihi keserek maksadına, yani medhettiğinin medhine geçmek. Hüsn-i tahallus (yani: Bir şeyin meydana gelmesine hayali ve güzel bir sebeb göstermek ile olan intikal), en uygunu ve en lâtifi olur. Müelliflerin Emmâ ba'dü, "Bundan sonra" kelimesine iktidab demeleri hamdeleden inkitaa binaendir. Edb. S.)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

IKTIDAEN (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Uyarak, ıktıda ederek, tâbi olarak.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

İKTİDAEN (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Uyarak, tâbi' olarak.
Türkçe - Almanca Sözlük

iktidar (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
e Macht, e FTMhigkeit, e Vermögen; e Potenz.
Türkçe - Kürtçe Sözlük

iktidar (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
karîn, şiyan, muktedir, şiyandar.
Türkçe - Türkçe Sözlük

İKTİDAR (İsim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Bir işi yapabilme gücü, kudret: Ayağa kalkmaya iktidarı yok. 2. Bir ülkeyi yönetenler.