"AC
" Kelimesi için arama sonuçları
accommodate (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
f. 1. almak, barındırmak: The cell had lastly accommodated a drunkard. Hücre en son bir ayyaşı barındırmıştı. This room can accommodate four people. Bu dört kişilik bir oda. Can this wardrobe accommodate all of your clothes? Bu gardrop tüm giysilerinizi alır mı? 2. -e yardım etmek, -e bir iyilik yapmak: I´m always ready to accommodate a friend. Bir arkadaşa yardım etmeye her zaman hazırım. Can you accommodate him with a loan? Ona borç para verebilir misiniz? 3. to ... ile ... arasında uyum sağlamak, -i ... ile bağdaştırmak: Can you accommodate these findings to your theories? Bu bulguları teorilerinizle bağdaştırabilir misiniz? Can you accommodate your morality to his? Prensiplerini onunkilere göre değiştirebilir misin? 4. (with) ile uzlaşmak: We cannot accommodate with the prime minister. Başbakanla uzlaşamıyoruz.
accommodate o.s. to (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
-e ayak uydurmak, -e uyum sağlamak.
accommodate one´s pace/step to (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
birine ayak uydurmak.
accommodate their differences (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
aralarındaki anlaşmazlıkları uzlaşma yoluyla gidermek.
accommodating (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
s. uysal, yumuşak başlı.
accommodation (İsim)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
i. 1. kalacak yer: In that region accommodation for the traveler is hard to find. O bölgede konaklama yeri zor bulunur. 2. uzlaşma: Have you reached an accommodation? Uzlaştınız mı? 3. kolaylık: It´s an accommodation for our visitors. Ziyaretçilerimiz için bir kolaylıktır. 4. alma, barındırma. 5. yardım etme, bir iyilik yapma. 6. to ... ile ... arasında uyum sağlama, -i ... ile bağdaştırma.
accommodation ladder (İsim)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
den. borda iskelesi.
accompaniment (İsim)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
i. 1. müz. eşlik. 2. to -e eşlik eden şey: It´s a nice accompaniment to the roast. Rostoyla beraber güzel.
accompanist (İsim)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
i., müz. eşlik eden kişi, eşlikçi.
accompany (Fiil)
(İngilizce - Türkçe Sözlük) :
f. 1. eşlik etmek, refakat etmek, beraberinde gitmek. 2. müz. eşlik etmek, refakat etmek. 3. ile beraber (bir şey) yapmak: He accompanied the curse with a box on his ear. Küfürle beraber kulağına bir tokat attı. Didn´t you accompany your lecture with slides? Konferansını verirken dialar göstermedin mi? 4. beraberinde -i getirmek: Forgetfulness can accompany this disease. Bu hastalık beraberinde unutkanlığı getirebilir. 5. ile beraber içilmek/yenilmek: White wine accompanied the fish. Balıkla beraber beyaz şarap içildi. 6. ile beraber olmak: What sort of pictures will accompany this text? Bu metinle beraber ne tür resimler olacak?