"DELİL
" Kelimesi için arama sonuçları
delil (İsim)
(Türkçe - Fransızca Sözlük) :
preuve
delil (İsim)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Beweis, r Nachweis, r Ausweis.
delil (İsim)
(Türkçe - İspanyolca Sözlük) :
prueba
delil (İsim)
(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
birhan, delîl.
delîl (İlgeç)
(Kürtçe - Türkçe Sözlük) :
kanıt.
DELİL (Özel isim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. İspat edici araç, kanıt. 2. Yol gösterici, rehber.
DELİL (Özel isim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Kılavuz. Doğru yolu gösteren. Meçhûlü keşfetmekte ve malumun sıhhatını isbat etmekte vasıta ve âlet ittihaz olunan husus. * Beyyine. Bürhan.
DELÎL (Sıfat)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Kendisi bilinince başkası bilinen şey.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Rabbinin sun'una (işine) bir bakmadın mı? Gölgeyi nasıl uzatıp yaymıştır. O, eğerdileseydi, onu elbet sâkin kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delîl yapmışızdır. (Çünkü güneşolmasaydı, gölge bulunmazdı. Nur olmasaydı, zulmet bilinmezdi. Zîrâ her şey zıddıyla bilinir.)(Furkan sûresi: 45)2. Din bilgilerinin elde edildiği kaynak, vesîka. (Bkz. Edille-i Şer'iyye)Din bilgilerinin elde edildiği delîller dörttür: Bunlar; Kitâb (Kur'ân-ı kerîm), sünnet, icmâ vekıyâstır. (Abdülganî Nablüsî)Delîl, bir şeyin haram olması için aranır. Helâl olması için delîl aranmaz. (İbn-i Âbidîn)
delil (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. proof; evidence. 2. indication, sign. 3. guide. 4. a guide on the pilgrimage to Mecca.
DELÎL
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Kendisi bilinince başkası bilinen şey.
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Rabbinin sun'una (işine) bir bakmadın mı? Gölgeyi nasıl uzatıp yaymıştır. O, eğer
dileseydi, onu elbet sâkin kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delîl yapmışızdır. (Çünkü güneş
olmasaydı, gölge bulunmazdı. Nur olmasaydı, zulmet bilinmezdi. Zîrâ her şey zıddıyla bilinir.)
(Furkan sûresi: 45)
2. Din bilgilerinin elde edildiği kaynak, vesîka. (Bkz. Edille-i Şer'iyye)
Din bilgilerinin elde edildiği delîller dörttür: Bunlar; Kitâb (Kur'ân-ı kerîm), sünnet, icmâ ve
kıyâstır. (Abdülganî Nablüsî)
Delîl, bir şeyin haram olması için aranır. Helâl olması için delîl aranmaz. (İbn-i Âbidîn)
Delîl-i Aslî:
Din bilgilerinin kaynakları olan Kitâb, sünnet, icmâ ve kıyâstan her biri. Aslî delîl.
Delîl-i Fer'î:
Aslî delîllere bağlı ve onlardan elde edilen ikinci derecede delîller. İstihsân, İstishâb, İstislâh,
Örf ve âdet, Sahâbî (Peygamber efendimizin arkadaşlarının) kavli (sözü), fer'î delîllerden
bâzısıdır. (Bkz. İlgili Maddeler)
Müctehid (dînî kaynaklardan, delîllerden hüküm çıkarabilen) bir âlim, bir mes'elenin
hükmünü aslî delîllerde açıkça bulamazsa, fer'î delîllere mürâcât eder. (Molla Hüsrev, Serâhsî)
Delîl-i Kat'î:
Mânâsı açıkça anlaşılan âyet-i kerîme ve tevâtürle bildirilmiş olan hadîs-i şerîf. Bunlar,
farzlar ile haramları bildirirler. Kesin delil.
Namazı inkâr eden kâfir olur, îmânı gider. Çünkü namazın farz oluşu, delîl-i kat'î ile sâbittir,
bildirilmiştir. (İbn-i Âbidîn)
Delîl-i Şer'î:
Dînî bilgilerin elde edildiği delîl, kaynak. (Bkz. Edille-i Şer'iyye)
Müctehîd (din ilimlerinde söz sâhibi) olmayanların sözleri, delîl-i şer'î olmaz. (Hâdimî)
Delîl-i Zannî:
Mânâsı açıkça anlaşılmayan, tek bir mânâya, delâlet etmeyen âyet-i kerîme ve tek bir Sahâbî
tarafından bildirilen, mânâsı açık hadîs-i şerîf.
Delîl-i zannî vâcib ile tahrîmen mekruhu (harama yakın mekruhu) bildirir. Tek Sahâbînin
bildirdiği mânâsı açıkça anlaşılmayan hadîs-i şerîfler ise, müstehâbları bildirir. Müstehâbları
yapan sevâb kazanır, yapmayan günâhkâr olmaz, sevâbından mahrûm kalır. (Serâhsî)