"HİDAYET
" Kelimesi için arama sonuçları
HİDAYET (İsim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Doğru yol, hak yolu. 2. Hak yolu bulmak için insanın içinde doğan duygu.
HİDAYET (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Doğruluk. İslâmlık. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak.
HİDÂYET (Ünlem)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Doğru yolu gösterme, doğru, Allahü teâlânın râzı olduğu yolda bulunma.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:Hidâyeti vererek, dalâleti satın aldılar. Bu alışverişlerinde birşey kazanmadılar. Doğruyolu bulamadılar. (Bekara sûresi:16)Hidâyet yolunu öğrendikten sonra, peygambere uymayıp mü'minlerin yolundanayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fenâ olan Cehennem'e sokarız. (Nisâ sûresi: 114)İbâdetlerini ihlâs ile (Allahü teâlânın rızâsı için) yapanlara müjdeler olsun. Bunlarhidâyet yıldızlarıdır. Fitnelerin karanlıklarını yok ederler. (Hadîs-i şerîf-Berîka)İnsan yaratılışta; hidâyet ve dalâlet olmak üzere iki taraflıdır. Ona hidâyet, üstünlük tarafınıtanıtabilmek ve bunu kuvvetlendirmeye çalışmasını sağlamak için bir hoca, bir üstâd lâzımdır.(Muhammed Hâdimî)2. Cenâb-ı Hakk'ın insanın kalbinden her sıkıntı ve darlığı çıkarıp, yerine rahatlık, genişlikverip, kendi emir ve yasaklarına uymada tam bir kolaylık ihsân etmesi ve kulun rızâsını kendikazâ ve kaderine tâbi eylemesi.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Kendilerine ilim ve hidâyet verdiğimiz kimseler, ilimlerini insanlardan saklarsa,Allah'ın ve lânet edenlerin lânetleri bunların üzerine olsun. (Nisâ sûre: 106)
hidayet (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-ti 1. searching for the right way. 2. entering the right way. 3. God-inspired desire to seek the way of Truth. e ermek to become a Muslim.
HİDÂYET
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Doğru yolu gösterme, doğru, Allahü teâlânın râzı olduğu yolda bulunma.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Hidâyeti vererek, dalâleti satın aldılar. Bu alışverişlerinde birşey kazanmadılar. Doğru yolu
bulamadılar. (Bekara sûresi:16)
Hidâyet yolunu öğrendikten sonra, peygambere uymayıp mü'minlerin yolundan ayrılanı,
saptığı yola sürükleriz ve çok fenâ olan Cehennem'e sokarız. (Nisâ sûresi: 114)
İbâdetlerini ihlâs ile (Allahü teâlânın rızâsı için) yapanlara müjdeler olsun. Bunlar hidâyet
yıldızlarıdır. Fitnelerin karanlıklarını yok ederler. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
İnsan yaratılışta; hidâyet ve dalâlet olmak üzere iki taraflıdır. Ona hidâyet, üstünlük tarafını
tanıtabilmek ve bunu kuvvetlendirmeye çalışmasını sağlamak için bir hoca, bir üstâd lâzımdır.
(Muhammed Hâdimî)
2. Cenâb-ı Hakk'ın insanın kalbinden her sıkıntı ve darlığı çıkarıp, yerine rahatlık, genişlik
verip, kendi emir ve yasaklarına uymada tam bir kolaylık ihsân etmesi ve kulun rızâsını kendi
kazâ ve kaderine tâbi eylemesi.
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Kendilerine ilim ve hidâyet verdiğimiz kimseler, ilimlerini insanlardan saklarsa,
Allah'ın ve lânet edenlerin lânetleri bunların üzerine olsun. (Nisâ sûre: 106)
HİDAYET-EDÂ (Ünlem)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
f. Hidayete sebeb olan. Hidayet verici.