"

KIYÂM

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - Türkçe Sözlük

KIYAM (İsim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Ayağa kalkma. 2. Namazın ayakta kılınan bolümü.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

KIYAM (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. * Ayaklanmak. İsyan. * Ölümden sonra tekrar dirilmek. * Bir işe başlamak, devam etmek. * Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. * Canlanmak. * Kıyâmet günü (mânâsına da gelir). * Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı.
İslami Terimler Sözlüğü

KIYÂM (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ayakta durmak. Namazın içindeki farzlardan birisi.Kıyâm, üç şeyle tamam olur: 1) Ayakta durmak, 2) Secde yerine bakmak, 3) İki tarafınasallanmamak. (Kutbüddîn-i İznikî)Kıyâmı yapamayan hasta, oturarak, oturamayan, sırt üstü yatıp başı ile îmâ, işâret ederekkılar. Yüzü, semâya (göğe) karşı değil kıbleye karşı olması için başı altına yastık konur.Ayaklarını diker. Kıbleye karşı uzatmaz. (İbn-i Âbidîn)
Türkçe - İngilizce Sözlük

kıyam (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. standing up. 2. attempt, endeavor. 3. revolt, rebellion. 4. the part of the namaz performed while standing up.
İslami Terimler Sözlüğü

KIYÂM

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ayakta durmak. Namazın içindeki farzlardan birisi. Kıyâm, üç şeyle tamam olur: 1) Ayakta durmak, 2) Secde yerine bakmak, 3) İki tarafına sallanmamak. (Kutbüddîn-i İznikî) Kıyâmı yapamayan hasta, oturarak, oturamayan, sırt üstü yatıp başı ile îmâ, işâret ederek kılar. Yüzü, semâya (göğe) karşı değil kıbleye karşı olması için başı altına yastık konur. Ayaklarını diker. Kıbleye karşı uzatmaz. (İbn-i Âbidîn) Kıyâm bi Nefsihî: Allahü teâlânın zâtî (zâtına âit) sıfatlarından; varlığı kendinden olan, hiçbir şeye muhtâc olmayan. Allahü teâlânın zâtî sıfatları altıdır: Vücûd (var olmak), Kıdem (varlığının öncesi, başlangıcı olmamak), Bekâ (varlığı sonsuz olmak, hiç yok olmamak), Vahdâniyet (zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olmak), Muhâlefetün lil-havâdis (hiçbir mahlûka, yaratılmışa, hiçbir bakımdan benzememek), Kıyâm bi nefsihî. Bâzı âlimler, vahdâniyet ve muhâlefet-ün-lil-havâdis sıfatlarının aynı olduklarını, bu sebeble sıfât-ı zâtiyyenin beş olduğunu söylemişlerdir. (Teftâzânî)
İslami Terimler Sözlüğü

Kıyâm bi Nefsihî (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın zâtî (zâtına âit) sıfatlarından; varlığı kendinden olan, hiçbir şeye muhtâcolmayan.Allahü teâlânın zâtî sıfatları altıdır: Vücûd (var olmak), Kıdem (varlığının öncesi, başlangıcıolmamak), Bekâ (varlığı sonsuz olmak, hiç yok olmamak), Vahdâniyet (zâtında, sıfatlarında veişlerinde bir olmak), Muhâlefetün lil-havâdis (hiçbir mahlûka , yaratılmışa, hiçbir bakımdanbenzememek), Kıyâm bi nefsihî. Bâzı âlimler, vahdâniyet ve muhâlefet-ün-lil-havâdissıfatlarının aynı olduklarını, bu sebeble sıfât-ı zâtiyyenin beş olduğunu söylemişlerdir.(Teftâzânî)
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

KIYAM-I BİNEFSİHÎ (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Kıyâm-ı bizâtihî) : Fık: Varlığı, durması kendi zâtı ile olmak mânasında bir sıfat-ı İlâhîdir. Şöyle ki: Hak Teâlâ'nın ezelî ve ebedî olan varlığı kendi zâtı ile kaimdir. Kendi varlığı, kendi hüviyetinin, kendi mukaddes zâtının muktezasıdır. Aslâ başkasının değildir. Bunun için, Allah Teâlâ'ya "Vâcib-ül Vücud" denir. (Bak: Vücud)
Türkçe - İngilizce Sözlük

kıyamamak (Fiil)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
/a/ 1. to be unable to spare, part with, or abandon. 2. to be unable to kill. 3. to be unable to act heartlessly towards; not to have the heart to harm (someone).
İslami Terimler Sözlüğü

KIYÂME SÛRESİ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi.Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerindenbahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetinmutlaka kopacağı, insanın kıyâmet günündeki aczi, telâşı, o gün başıboş bı rakılmayacağı, onubasit bir meniden yaratan Allahü teâlânın tekrar diriltmeye de kâdir olduğu bildirilmektedir.(Râzî, Taberî)Allahü teâlâ, Kıyâme sûresinde meâlen buyuruyor ki:Gerçek şu ki; siz, çarçabuk geçen (dünyâ hayâtını ve nîmetlerin) i seviyor, âhiretibırakıyorsunuz. (Âyet: 20, 21)Kim Kıyâme sûresini okursa, ben ve Cebrâil (aleyhisselâm), kıyâmet günü kıyâmeteinandığına dâir ona şâhidlik yaparız. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
İslami Terimler Sözlüğü

KIYÂME SÛRESİ

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi. Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerinden bahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetin mutlaka kopacağı, insanın kıyâmet günündeki aczi, telâşı, o gün başıboş bırakılmayacağı, onu basit bir meniden yaratan Allahü teâlânın tekrar diriltmeye de kâdir olduğu bildirilmektedir. (Râzî, Taberî) Allahü teâlâ, Kıyâme sûresinde meâlen buyuruyor ki: Gerçek şu ki; siz, çarçabuk geçen (dünyâ hayâtını ve nîmetlerin)i seviyor, âhireti bırakıyorsunuz. (Âyet: 20, 21) Kim Kıyâme sûresini okursa, ben ve Cebrâil (aleyhisselâm), kıyâmet günü kıyâmete inandığına dâir ona şâhidlik yaparız. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)