"

MÜDRÎ

" Kelimesi için arama sonuçları
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜDRÎ (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Bildiren, idra eden.
Türkçe - Türkçe Sözlük

MÜDRİK (Özel isim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
s. İdrak eden, anlayışlı.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜDRİK (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Aklı eren. Anlayan. Kavrayan, akıllı. * Büluğ çağına, erginlik yaşına gelmiş olan.
İslami Terimler Sözlüğü

MÜDRİK (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Cemâatle namaz kılarken iftitah (başlama) tekbirini imâmla birlikte alan, namaza imâmlabirlikte başlayan ve namazın başından sonuna kadar imâma uyan, birlikte kılan.
Türkçe - İngilizce Sözlük

müdrik (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-ki /ı/ (someone) who perceives or comprehends. olmak /ı/ to perceive, be aware of, be conscious of; to comprehend.
İslami Terimler Sözlüğü

MÜDRİK

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Cemâatle namaz kılarken iftitah (başlama) tekbirini imâmla birlikte alan, namaza imâmla birlikte başlayan ve namazın başından sonuna kadar imâma uyan, birlikte kılan.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜDRİKAT (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
(Müdrik. C.) Akıllılar. İdrak sahipleri.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

MÜDRİKE (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İdrak kuvveti. Akıl. Anlama kabiliyeti.
İslami Terimler Sözlüğü

MÜDRİKE (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet.İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvetile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi idrâk edici olan Kuvve-i âlime vemüdrike denilen bilici kuvvettir. İkincisi, hareket kuvvetidir. (Ali bin Emrullah)Müdrike kuvvetleri üçtür. Biri, görünen his organlarındaki kuvvetler olup, bunlar insandabulunduğu gibi, hayvanlarda da vardır. İkincisi, akıl kuvvetleri olup, hiss-i müşterek, hâfıza,vâhime, mütesarrıfa ve hazânet-ül-hayâl denilen görünmeyen beş h is organındaki kuvvetlerdir.Bu kuvvetler insanlara mahsûstur. Hayvanlarda yoktur. Üçüncüsü mânevî kuvvet olup,insanların havâssına, yüksek olan seçilmiş kimselere mahsûstur. Mânevî kuvvetle anlaşılanşeyler, akıl ve his kuvvetleriyle anlaşılamaz. Akıl kuvvetleriyle anlaşılan şeyleri, insan,hayvanların en üstünü olan ata, senelerce uğraşsa anlatamaz. Bunun gibi, mânevî kuvvetleanlaşılanları, meselâ mârifetullahı, Allahü teâlâyı tanımayı, bu seçilmişler, başka insanlarasenelerce söylese, onlar anlıyamaz. Bunlardan daha yüksek seçilmişlerin seçilmişleri vardır.Bunlardan da daha üstün nebîler, nebîlerden daha üstün resûller, bunlardan da üstün ülü'l-azmdereceleri vardır.Bunların üstünde de kelîmiyyet, rûhiyyet, hullet ve nihâyet mahbûbiy yetmertebeleri vardır ki, bu en üstünü Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellem efendimizemahsustur. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜDRİKE

(İslami Terimler Sözlüğü) :
İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet. İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvet ile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi idrâk edici olan Kuvve-i âlime ve müdrike denilen bilici kuvvettir. İkincisi, hareket kuvvetidir. (Ali bin Emrullah) Müdrike kuvvetleri üçtür. Biri, görünen his organlarındaki kuvvetler olup, bunlar insanda bulunduğu gibi, hayvanlarda da vardır. İkincisi, akıl kuvvetleri olup, hiss-i müşterek, hâfıza, vâhime, mütesarrıfa ve hazânet-ül-hayâl denilen görünmeyen beş his organındaki kuvvetlerdir. Bu kuvvetler insanlara mahsûstur. Hayvanlarda yoktur. Üçüncüsü mânevî kuvvet olup, insanların havâssına, yüksek olan seçilmiş kimselere mahsûstur. Mânevî kuvvetle anlaşılan şeyler, akıl ve his kuvvetleriyle anlaşılamaz. Akıl kuvvetleriyle anlaşılan şeyleri, insan, hayvanların en üstünü olan ata, senelerce uğraşsa anlatamaz. Bunun gibi, mânevî kuvvetle anlaşılanları, meselâ mârifetullahı, Allahü teâlâyı tanımayı, bu seçilmişler, başka insanlara senelerce söylese, onlar anlıyamaz. Bunlardan daha yüksek seçilmişlerin seçilmişleri vardır. Bunlardan da daha üstün nebîler, nebîlerden daha üstün resûller, bunlardan da üstün ülü'l-azm dereceleri vardır.Bunların üstünde de kelîmiyyet, rûhiyyet, hullet ve nihâyet mahbûbiyyet mertebeleri vardır ki, bu en üstünü Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellem efendimize mahsustur. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)