"TÂBİ
" Kelimesi için arama sonuçları
tabı (İsim)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Druck, e Auflage.
tabi (Ünlem)
(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
bengî, bendî.
TABÎ (İsim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
s. Bağımlı, bağlı.
TÂBİ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Uyan.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:Ey sevgili peygamberim! Onlara de ki: Eğer Allahü teâlâyı seviyorsanız ve Allahüteâlânın da, sizi sevmesini istiyorsanız, bana tâbi olunuz! Allahü teâlâ bana tâbi olanlarısever. (Âl-i İmrân sûresi: 31)Resûlullah efendimize tâbi olan bir kimsenin, gün ortasında bir parça uyuması, O'na tâbiolmaksızın, birçok geceleri ibâdetle geçirmekten, kat kat daha kıymetlidir. Çünkü, kaylûleyapmak yâni öğleden önce biraz yatmak, Peygamber efendimizin âdet-i şe rîfesi idi. İslâmiyet'euymayan şeylerin hiçbirisini, Hak teâlâ sevmez, beğenmez. (Ahmed Fârûkî)İki cihan seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin efendisi olan Muhammedaleyhisselâma tâbi olmağa bağlıdır. O'na tâbi olmak için, îmân etmek ve dînimizin emir veyasaklarını öğrenmek ve yapmak lâzımdır. (Ahmed Fârûkî)Bir mezhebe tâbi olmayanlar ya zındık (kâfir) veya mezhepsiz olurlar. (Hamdullah Decvî)Ehl-i sünnet, yâni Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının yolunda olan kimsenin,ibâdetlerini dört hak mezhebden birine tâbi olarak yapması lâzımdır. Dört mezhebden birinetâbi olmayan kimse bid'at sâhibidir. (Tahtâvî, Ahmed Berîlevî)
tabı (İsim)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-b´ı 1. nature, character. 2. printing (a book, etc.). 3. printing, impression, edition (of a book).
tabi (Ünlem)
(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-ii 1. /a/ dependent (on), contingent (on). 2. /a/ subject (to); bound (by). 3. national; citizen; subject. 4. tributary (of a river, lake). 5. tributary, vassal state. tutmak /ı, a/ 1. to make (one thing) dependent on (another). 2. to have (someone) undergo (something). 3. to make (someone) submit to (one´s) own wishes.
TÂBİ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Uyan.
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:
Ey sevgili peygamberim! Onlara de ki: Eğer Allahü teâlâyı seviyorsanız ve Allahü teâlânın
da, sizi sevmesini istiyorsanız, bana tâbi olunuz! Allahü teâlâ bana tâbi olanları sever. (Âl-i
İmrân sûresi: 31)
Resûlullah efendimize tâbi olan bir kimsenin, gün ortasında bir parça uyuması, O'na tâbi
olmaksızın, birçok geceleri ibâdetle geçirmekten, kat kat daha kıymetlidir. Çünkü, kaylûle
yapmak yâni öğleden önce biraz yatmak, Peygamber efendimizin âdet-i şerîfesi idi. İslâmiyet'e
uymayan şeylerin hiçbirisini, Hak teâlâ sevmez, beğenmez. (Ahmed Fârûkî)
İki cihan seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin efendisi olan Muhammed
aleyhisselâma tâbi olmağa bağlıdır. O'na tâbi olmak için, îmân etmek ve dînimizin emir ve
yasaklarını öğrenmek ve yapmak lâzımdır. (Ahmed Fârûkî)
Bir mezhebe tâbi olmayanlar ya zındık (kâfir) veya mezhepsiz olurlar. (Hamdullah Decvî)
Ehl-i sünnet, yâni Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının yolunda olan kimsenin, ibâdetlerini
dört hak mezhebden birine tâbi olarak yapması lâzımdır. Dört mezhebden birine tâbi olmayan
kimse bid'at sâhibidir. (Tahtâvî, Ahmed Berîlevî)
tabi 1 (Ünlem)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Drucker, r Verleger, r Herausgeber.
tabi 2 (Ünlem)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
abhTMngig.
tabi kılmak (Ünlem)
(Türkçe - Almanca Sözlük) :
unterwerfen.