"

TASARRUF

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - Fransızca Sözlük

tasarruf (İsim)

(Türkçe - Fransızca Sözlük) :
économies
Türkçe - Almanca Sözlük

tasarruf (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
e Verfügungsgewalt, e Einsparung, e Sparsamkeit.
Türkçe - İspanyolca Sözlük

tasarruf (İsim)

(Türkçe - İspanyolca Sözlük) :
ahorros
Türkçe - Kürtçe Sözlük

tasarruf (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
1.bi dilê xwe bikaranîn. 2.ragirtin.
Türkçe - Türkçe Sözlük

TASARRUF (Özel isim)

(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. Kullanma yetkisi. 2. Tutumlu kullanma. 3. Para biriktirme.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

TASARRUF (Özel isim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
İdare ile kullanmak. Sarfetmek. Tutum. Sâhib olmak. İdare etmek. Sâhiblik. Kullanma hakkı. * (Para veya mal) artırma. * Bir şeye karışıp müdahale etme.
Ekonomi Sözlüğü

TASARRUF (Özel isim)

(Ekonomi Sözlüğü) :
Gelirin tüketime ayrılmayan kısmı. İktisadi anlamda tasarruf karvamı, kelime anlamından daha geniş kapsamlıdır. Gelirin tüketilebilmesi için, gelirin belli kısmının tasarruf kabul edilebilmesi için, bu kısmın elde para olarak ttulması şart değildir. Bu açıdan tasarruf, elde hazır bir satın alma gücü bulundurma arzusuna dayanan gönülemeden farkladır. Gömüleme likidite arzusuna dayanırken, iktisadi anlamda tasarruf, herhangi bir yatırımda kullanıma arzusuyla gelirin harcanmayıp da elde tutulmasını ifade eder. Bu tür tasarruf, bina ve teçhizat alımına tahsis edilebilir, hisse senedi ve tahvile yatırılabilir veya herhangi bir kimseye doğrudan ya da bankalar aracılığı ile borç verilebilir.
Ekonomi Sözlüğü

TASARRUF (Özel isim)

(Ekonomi Sözlüğü) :
Gelirin tüketime harcanmayan kısmıdır. Bunun elde para olarak muhafaza edilmesi şart değildir. Iktisadi anlamda tasarruf, gelirin herhangi bir yatırımda kullanmak amacıyla harcanmayarak elde tutulmasıdır.
İslami Terimler Sözlüğü

TASARRUF (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. İdâreli kullanma, sarfetme. Tutumlu olma; harcamada isrâftan ve cimrilikten sakınıp ortayolu seçme.Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız.Zekât vererek mallarınızı koruyunuz. İktisâd eden,tasarrufa riâyet eden aldanmaz. Tedbirli düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlarla iyigeçinmek, aklın yarısıdır. (Câfer-i Sâdık)2. İdâre etme, hükmetme.Allahü teâlâ mülkünde tasarruf ediyor.Mülkünde tasarruf etmesinde zulüm düşünülemez.Çünkü zulüm, izni olmadan başkasının mülkünde tasarruftur. (İmâm-ı Gazâlî)3. Bir velînin Allahü teâlânın izniyle sevdiklerini mânen yetiştirmesi, düşmanlarını isecezâlandırması.Yaratılışı, kalb ve rûh mertebesine kadar olan kimseyi tasarrufu kuvvetli olan pîri, dahayüksek mertebelere ulaştırabilir. (İmâm-ı Rabbânî)Sıddîkiyye yolunda ilerlemek üstâdın tasarrufu, kuvveti ile olur. O sevk ve idâre etmedikçe,hiç ilerleyemez. Çünkü nihâyetin (sonun) başlangıcında yerleştirilmesi, onun şerefli teveccühü,merhameti ile olur. Anlaşılmayan, bilinmeyen hâllere hep onun üstün, başarılı idâresi ilekavuşulur. (İmâm-ı Rabbânî)Îtikâdı ve ameli doğrulttuktan, bu iki kanadı ele geçirdikten sonra, Allahü teâlâyayaklaştıran yolda ilerlemek sırası gelir. Zulmânî ve nûrânî konakları aşmaya başlanabilir. Ancakşunu iyi bilmelidir ki, böyle konakları aşarak yükselebilmek ancak yo lu bilen, yolu gören, yolgösteren, yetişmiş ve yetiştirebilen bir rehberin teveccühü ve tasarrufu ile olabilir. Bununbakışları kalb hastalıklarına şifâ verir. Onun teveccühü yâni kalbini bir kimseye çevirmesi, kötü,çirkin huyları insandan siler süpürür. (İmâm-ı Rabbânî)
Türkçe - İngilizce Sözlük

tasarruf (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
1. law disposal, disposition; administration, management; possession. 2. conservation, careful use of (a resource); saving (money); thrift, economy. 3. savings, money saved. unda/u altında /ın/ in the possession of; at the disposal of; at the disposition of: Daire kiracının tasarrufundadır. The apartment is in the possession of the tenant. bankası savings bank. bonosu a kind of savings bond (formerly issued by the Turkish government). etmek 1. to save, save money, save up; to economize; to practice conservation. 2. /dan/ to save on, economize on, save. 3. /a or ı/ to have the use of; to have (something) in one´s possession. faktörü banking accumulation factor. hesabı banking savings account. mevduatı banking savings deposit.