Results for "VAZİFE
"
vazife (Noun)
(Turkish - French Dictionary) :
devoir
vazife (Noun)
(Turkish - German Dictionary) :
s pflicht, e Aufgabe, r Dienst; s Amt, r Posten.
vazife (Noun)
(Turkish - Spanish dictionary) :
deber
vazife (Noun)
(Turkish - Kurdish Dictionary) :
erk.
VAZİFE (Proper noun)
(Turkish - Turkish dictionary) :
is. Ödev. 2. Görev.
VAZİFE (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
Bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş. Yapılması birisine havale edilen şey. Kıymet verilen iş. * Ücret.(Tarîk-ı Hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenab-ı Hakk'a aid vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler.Meşhurdur ki: Bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlup eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerası ve etbaı ona demişler: "Sen muzaffer olacaksın; Cenab-ı Hak seni galip edecek." O demiş." Ben Allah'ın emriyle cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım, Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmam; muzaffer etmek veya mağlub etmek onun vazifesidir." İşte o zât bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla hârika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.Üstad-ı Mutlak, Mukteda-yı Küll, Rehber-i Ekmel olan Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm $ olan ferman-ı İlâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y-ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünki $ sırrıyla anlamış ki: İnsanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmazdı. L.)
vazife (Noun)
(Turkish - English dictionary) :
1. duty, responsibility. 2. homework. 3. job, employment. aşkı love of one´s job. si mi? But what´s it to him?/He couldn´t care less! sinden olmak to be dismissed from one´s job.
Vazife. (Noun)
(Philosophical Dictionary) :
bkz. Ödev.
VAZİFEDÂR (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(C.: Vazifedârân) f. Vazifeli, görevli. * Memur.
VAZİFEHÂR (Proper noun)
(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(C.: Vazifehârân) f. Ücret alan.