Results for "

bütün

"
Turkish - French Dictionary

bütün (Noun)

(Turkish - French Dictionary) :
entier
Turkish - German Dictionary

bütün (Noun)

(Turkish - German Dictionary) :
ganz, vollstTMndig, restlos, total, all.
Turkish - Spanish dictionary

bütün (Noun)

(Turkish - Spanish dictionary) :
entero
Turkish - Kurdish Dictionary

bütün (Noun)

(Turkish - Kurdish Dictionary) :
bitûn, tev.
Turkish - Turkish dictionary

BÜTÜN (Noun)

(Turkish - Turkish dictionary) :
s. Tam, tamamı, parçalanmamış.
Ottoman - Turkish Dictionary

BUTUN (Adjective)

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(Batn. C.) Batınlar, karınlar, kucaklar. * Nesiller, soylar.
Ottoman - Turkish Dictionary

BÜTUN (Proper noun)

(Ottoman - Turkish Dictionary) :
(Batn. C.) Batınlar, karınlar, kucaklar. * Soylar, nesiller.
Turkish - English dictionary

bütün (Noun)

(Turkish - English dictionary) :
1. whole, entire, total, complete. 2. unbroken, undivided. 3. (before plural form) all. 4. large (bill, money). 5. (a) whole, (a) totality. 6. total, sum. bütün totally, altogether. bütüne completely, altogether.
Sociological Dictionary

BÜTÜN GÖRÜŞ [İng. Wholism]: (Noun)

(Sociological Dictionary) :
Topluma işleyen bir bütün, dönem bir çark anlayışı ile yaklaşarak, parça ve parçalar ile bütün arasındaki ilişkinin gözününde tutulmasını savunan görüştür. Aileyi toplumla, ferdi içinde bulunduğu sosyal grupla açıklamak gerekir. Bütüncü görüş sayesinde farklı sosyal bilimlerde tahlil ve değerlendirmelerde yanılma payı azaltılmış olur. Bütünü değerlendirdikten sonra parçalara inmek (Sezal, i. 1981, Goodman, N. 1992) ve parçalarla bütün arasında ilişkiler kurmak ilmî bir ihtiyaçtır.
Turkish - German Dictionary

bütün gün (Numeral)

(Turkish - German Dictionary) :
den ganzen Tag.