Tüm Sözlükler
45 record(s) found.

  • ekonomiéconomie

    Turkish - French Dictionary
  • ekonomi e Wirtschaft,; e Ökonomie; e Sparsamkeit.

    Turkish - German Dictionary
  • ekonomieconomía

    Turkish - Spanish dictionary
  • ekonomiaborî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • EKONOMİ is. 1. Eşya ve malların üretim, dağıtım ve tüketime ait kültür kısmı, iktisat. 2. Mal ve hizmet grupları ile kaynaklar arasındaki bağıntıları inceleyen bilim.

    Turkish - Turkish dictionary
  • EKONOMİ yun. İktisad. Tutum. Geliri gideri hesaplıyarak lüzumsuz masrafı bırakıp artırmağa çalışmak. Ölçülü ve idâreli harcamak. İnsanların sınırsız olan ihtiyaçlarıyla bunları sağlamaya yarayacak sınırlı imkân ve vasıtalar arasında mümkün olan azami uygunluğu temin için (sağlamak için) yapılan çalışma ve faaliyetler. Bu faaliyetlere hâkim olan kaideleri inceleyen ilim.İktisadî hâdiseler istihsal (üretim), istihlâk (tüketim), mübadele (değişim) ve tevzi (bölüşüm, dağıtım) olmak üzere dört çeşite ayrılır. İktisat ilmi bu hâdiselerin birbirleriyle olan ilişkileri, müvazeneleri (dengeleşimleri), teşkilâtlanma ve idaresi bakımlarından şekillerini inceletmekte ve hâdiselerin matematikî olarak mümkün modellerini bulmaya çalışmaktadır. Günümüzde iktisat politikaları büyük bir ehemmiyet kazanmıştır. İktisadî politikalar, bugünkü dünyamızda iki ana sisteme ayrılmıştır. 1- Kapitalizm; 2- Sosyalizm. Bunlar arasında zikredilen "karma ekonomi" şekli esas itibariyle bunlardan birine dâhil edilmektedir. İslâm iktisat sistemi bunlardan esastan ayrılmaktadır. Bu iki sistem, dünya hayatını esas alan maddeci sistemlerdir.Kapitalist sistem, emeği ferdî sermayeye sosyalist sistem, emeği devlet tahakkümüne bağlar. Kapitalist sistemde sermaye sahipleri, sosyalist sistemde devlet ve toplum adına bir grup hakim olur. Her iki sistem istismar "sömürme" ve tahakküme dayandığı için cemiyet hayatında anarşiyi ve ihtilâlleri doğurmakta, insanlık, barış, huzur ve saadete ulaşamamaktadır.İslâmiyet ise kapitalizmin ferdin istismarını; sosyalizmin kollektif tahakküm ve istismarını ortadan kaldırır. Herkesin kazancı, emeğine göre olur.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • EKONOMİEconomy kelimesinin karşılığı olarak tutumluluk anlamına gelir. Günlük dilde halk arasında daha çok bu anlamda kullanılır. Bu anlamıyla bir amaca ulaşmak için harcanacak parasal tutarın azaltılarak, aynı amaca ulaşabilme olarak tanımlanabilir.Economics kelimesinin karşılığı olarak ise iktisat bilimi anlamına gelir. İktisat bilimini üretimin ve bölüşümün bilimsel yasalarını araştıran bilim dalı olarak tanımlayabiliriz. İktisadın maddi refahın azalıp çoğalmasının nedenlerini araştıran bilim dalı, sınırlı kaynakların ihtiyaçların karşılanmasında alternatif kullanılma biçimlerini inceleyen bilim dalı olarak tanımlandığı da olmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİGenel olarak ekonomi, sonsuz ihtiyaçları olan insan ike bu ihtiyaçları sağlamaya elverişli doğa arasındaki geçerli ilişkileri araştıran bilimdir.

    Dictionary of Economics
  • ekonomi1. economy, economic structure or system. 2. economy, thrift. 3. economics. ilmi economics. politik political economy. yapmak to economize, practice economy.

    Turkish - English dictionary
  • ekonomi Bakanı r Wirtschaftsminister.

    Turkish - German Dictionary
  • ekonomi Bakanlığı e Wirtschaftsministerium.

    Turkish - German Dictionary
  • ekonomi bakanlığıwezerata aborî.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • ekonomi politik e Staatswirtschaft, e Wirtschaftspolitik.

    Turkish - German Dictionary
  • EKONOMİ POLİTİKSiyasal iktisat da denir. Political Economynin karºiligi olarak kulanılmaktadır. Ekonomi ya da iktisat bilimi dendiğinde ise Economics karşılığı kullanılmaktadır. Bunlar arasındaki fark şudur: Economics, yani iktisat pür iktisattır. Burada iktisatçı, iktisadi olayların iktisadi nedenleriyle kendini sınırlamaktadır. Ancak iktisadi olaylar siyasi ve sosyal nedenleriyle birlikte düşünüldüğünde ve ele alındığında ortaya çıkan analiz ekonomi politik kapsamında bir analizdir. Sözgelimi klasik iktisat okulu ve Marxist iktisat ekonomi politik yaklaşıma örnektir. Ama neoklasik iktisat pür iktisattır, yani economics çerçevesinde kullanılmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • Ekonomi. (Os. İktisat, Fr. Economie)toplmun üretim ve tüketim ilişkileriniinceleyen bilim... Ekonomi, eski yunancanın ev ve yönetim anlamlarına gelen oikos sözcüğüyle yasa anlamaına gelen nomos sözcügün kbirleşmesinen meydana gelmiştir (oikonomia). Ekonominin ilk kurallarına Aristoteles'in yapıtlarında rastlanmaktadır. Aristoteles'in yapıtlarında rastlanmaktadır. Aristoteles her malın iki dğeri bulunduğunu görmüş ve kullanma değeriyle değiştirme değerini birbirinden ayırmıştır. ayrıca faizin parayı üretici kıldığını da görerek yasaklanmasını öğütlemiştir. Kazanç için yapılan ticareti de doğaya aykırı bulmakta, erdemsizlik saymaktadır. Fiyat, doğru olmalıdır (juste prix). doğru fiyat, değiştirilen mallar ve hizmetlerin eşit değerde olmasıdır. Özgeür vatandaşları kaba işlerde çalışmaktan kurtaran esirlik kurumunu gerekli bulur ve esirleri canlı makineler sayar. Aristoteles'ten sonra ne Yunan, ne de onu kovalayan Roma uygarlıklarında en küçük bir ekonomik seziş yoktur. Ortaçağ her alana olduğu gibi ekonomiye dedin açısından bakmıştır. amaç, kurulu düzenin titizlikle korunmasıdır. Aristoteles'ten sonra ekonomi alanına eğilen ikinci öenemli kişi Aquino'lu Thomas'tır. Thomas, dinle dünyayı uzlaştırma çabaları içinde düştüğü birçok çelişmelerden, bu alanda da kendini kurtaramamaktadır. Örneğin bütün insanların eşitliğini savunduğu halde-ki Hıristiyanlık açısından bunu savunmak zorundadır-esirliği zorunlu ve yararlı bulur.Mal edinmeyi-ki Hıristiyanlık mal edinmeye karşıdır- uygun görür ama sınırlamaya kalkar. Gene bir ortaçağ adamı olan NicolausOresmius, para konusunda başlı başına bir deneme yazarak, ekonomiyi ilk kez dinden ayırmakta, bağımsızlığa kavuşturmaktadır. ilk liberal düşünce İslâm düşünürü İbni Haldun (1334-1406), ilk kapitalist düşünüacü Protestanlığın Lutherden sonra kurucusu sayılan Frdansız din adamı Jean Calvin (1509-1564), ilk mekantilis ve devletçi düşünce Fransız düşünürü Jean Bodin (1530-1596), ilk fizyokrat ve tarımcı sezi Henri IV.'ün bakanlarından Sully (1559-1640) tarafından ileriye sürülüyor. Tarihte ilk kez Napoli kentinde bağımzız bir ekonomi kürsüsü kurulmuş ve profesörlüğüne de Genovesi (1712-1769) getirilmiştir. Ekonomi tarihi boyunca, bütün ekonomik öğretiler, birbirlerine karşıt durumda bulunan iki alanda gelişmişlerdir: Ekonomik alanın devlet eliyle yönetilmesini isteyen devletçi öğeretiler ve ekonomik alana devletin karışmamasını isteyen senbestçi öğretiler... XX. yüzyılda, John Maynard Keynes'in (1883-1946) düşünceleriyle güçlenen her iki eğilimi birleştirme çabası, devletin ticaret alanına yardım etmesi ve üstün gücüyle onun güçsüzlüklerini gidermesi anlamında olmak üzere karma ekonomi adıyle uygulanmaya çalışılmaktadır... Maddeci ve tarihsel diyalektik felsefe, tarihsel diyalektik oluşma içinde temel iliskilerin ekonomik ilişkiler olduğunu meydana koyarak ekonomiyle felsefeyi birleştirmiştir... Ekonomi, XVII. yüzyılda, ekonomik alanın sosyal yönünü teknik yönünden büsbütün ayırarak ekonomi politik adını almıştır. Ekonomi politik; ekonomik alanın teknik yönünü fizik, kimya, tarım bilgisi, metalürji gibi bilimlere bırakarak sosyal yönünü incelemektedir.

    Philosophical Dictionary
  • ekonomikéconome

    Turkish - French Dictionary
  • ekonomikéconomique

    Turkish - French Dictionary
  • ekonomik wirtschaftlich, ökonomisch.

    Turkish - German Dictionary
  • ekonomikeconómico

    Turkish - Spanish dictionary
  • ekonomikeconómico

    Turkish - Spanish dictionary
  • EKONOMİK s. 1. Ekonomiyle ilgili. 2. Masrafı az.

    Turkish - Turkish dictionary
  • EKONOMİKEkonomiyle ilgili. Sözgelimi ekonomik göstergeler denince ekonomiyle ilgili göstergeleri anlarız.Tutumlu davranış anlamına da gelebilir. Ekonomik olan, daha az harcayarak, daha az kullanarak aynı amaca ulaşabilendir.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİKKaynakların en düşük maliyet ve en yüksek fayda sağlayacak biçimde kullanılmasıdır.

    Dictionary of Economics
  • ekonomik1. economic, pertaining to economics. 2. economical; productive of saving; sparing in quantity. davranmak to economize, practice thrift.

    Turkish - English dictionary
  • EKONOMİK AÇIDAN EĞİTİM [İng. Economics of EducatioEğitimin ekonomi biliminin ışığıaltında ele alıp incelenmesidir. Ferdin refahının ve fert başına düşen gelerin arttırılması için, sosyal ve ekonomik amaçlı yatırımlar yapılmaktadır. Emeğin kalitesinin yükseltilmesi, kalkınma için gerekli insangücü kaynaklarının hazırlanması, emeğin kalitesinin yükseltilmesi, eğitim-istihdam ilişkileri, eğitim seviyesi ve gelir arasındaki ilişki, eğitimle ekonomiyi buluşturan noktalardır. 8Schultz, T. W., 1967, Seehan,J., 1973, Blaug, M., 1970 Machulup, F., 1970)

    Sociological Dictionary
  • EKONOMİK BUNALIM(Bk. Bunalım)

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK BÜYÜMEİki anlamda kullanılmaktadır. 1) İktisat teorisinde büyüme terimi ile ekonominin mal ve hizmet üretme kapasitesinin genişlemesi anlaşılır. Bu anlamda büyüme yeni yolların, köprülerin, fabrikaların yapılması, yani yatırımlarla mümkündür. 2) Uygulamada ekonomilerin büyüme hızı ölçülürken üretilen mal ve hizmet miktarında bir yıldan ötekine kaydedilen değişme esas alınmaktadır. Sözgelimi Türkiye ekonomisinin gerçek büyüme hızının % 4 olması, söz konusu yılda mal ve hizmet üretiminin, önceki yıla kıyasla % 4 artması demektir.İki kavram arasındaki fark şudur: Bir ekonominin ürettiği mal ve hizmet miktarı, mal ve hizmet üretme kapasitesi değişmeden de artabilir. Bu, kapasite kullanım oranının yükselmesiyle mümkün olur.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK BÜYÜMEBelirli bir amaç doğrultusunda, birçok bakımdan ölçülebilen ve çoğunlukla ekonomideki üretim kapasitesinde olan artışı ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ekonomik büyüme, toplam sanayi ürünü olarak büyüme, milli gelir toplam milli hasıladaki artış veya kişi başına düşen ürün miktarındaki artış şeklinde birçok bakımdan ölçülebilir. Ekonomik büyümenin ölçüm yollarından hangisinin daha verimli olduğu, ölçümün hangi amaçla yapıldığına bağlıdır.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK CANLANMAÜretim artış hızının yükselmesi, işsizliğin azalması. Ekonomideki faaliyet hacminin artması.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK GÖSTERGELERBir ekonominin durumunu gösteren rakamlar ve rakamsal tablolar. En önemlileri milli gelir, istihdam, fiyat, ücret, sektörel üretim, ihracat ve ithalat verileridir.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA ÖRGÜTÜ1960da kurulan uluslararası ekonomik örgüt. Kısaca OECD diye bilinir. Zaman zaman zenginler kulübü diye anıldığı da olur. Çünkü üyelerinin Türkiye hariç hepsi dünya ekonomisinin refah bakımından önde gelen ülkeleridir. OECD üyesi ülkeler şunlardır: ABD, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Batı Almanya (Birleşik Almanyanın kurulmasıyla Doğu Almanyada örgüte girmiº oldu), Finlandiya, Fransa, Hollada, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsviçre, İsveç, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan.Örgütün amacı ekonomik gelişmeyi ve dünya ticaretini desteklemektir. Bu amaca ulaşmak için üye ülkelerde istihdamın ve yaşam standardının yükselmesini, mali istikrarın kurulmasını sağlamaya çalışır. Bunu ise ülkelerarası mal ve hizmet akımlarının serbestleşmesi yoluyla yapabileceğini düşünür. Öte yandan gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımların eşgüdümünü yapar.OECD ekonomi alanındaki yayınlarıyla da ağırlık taşıyan bir örgüttür. Çok sayıda istatistiksel veri yayınlar, raporlar, dergiler ve iktaplar çıkarır. Merkezi Paristedir.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA TEŞKİLATI1960'da imzalanan bir anlaşma ile kurulan bu uluslararası kuruluşun amacı, üye ülkelerin ekonomik bakımdan kalkınmasına ve dünya ticaretinin çok yönlü olarak gelişmesine yardımcı olmaktır. Teşkilata şu ülkeler üyedir: ABD, Avusturya, Avustralya, Belçika, Batı Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, İsviçre, İsveç, İrlanda, İzlanda, Japonya, Kanada, lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yunanistan.

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK KALKINMA(Bk. Model)

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK METEOROLOJİ FAYDA GRUBU(ECOMET - ECONOMIC METEOROLOGY) [i]12 Aralık 1995 tarihinde Belçika-Brüksel'de kurulan, Sözleşmesi Belçika Yasalarına göre düzenlenen, WMO (Dünya Meteoroloji Teşkilatı) Daimi Temsilcisi olan Ulusal Meteoroloji Teşkilatlarının üye olabildiği uluslararası bir kuruluştur. Halen 20 Avrupa ülkesi bu grubun üyesidir. Ülkemizin 1 Ocak 2000 tarihinde üye olduğu ECOMET'in amacı; son zamanlarda gerek Avrupa , gerekse Dünya çapında meteorolojik ürünlerin kullanımıyla ortaya çıkan ekonomik faydadan meteoroloji teşkilatlarının daha fazla pay alması, bu ürünlerin serbest dolaşımıyla, ulusal meteoroloji teşkilatlarının kendi aralarında haksız rekabete neden olmadan yarışmaları, teknolojik ve bilimsel yönden gelişmeleridir. Teşkilatın kurulmasıyla, ticari değeri olan meteorolojik ürünlerin çeşitlilik, kalite ve standartlarının yükseltilmesi, Milli Meteoroloji Teşkilatları arasında serbest rekabet ortamı içerisinde centilmence mücadelenin yürütülmesi, ürünlerin müşterilere ulaşmasında formalite ve engellerin kaldırılması ve daha fazla kar elde edilmesi amaçlanmaktadır. Sistemi etkin ve verimli şekilde işletmeye çalışan kuruluş, bu amaca ulaşabilmek için Avrupa Ekonomik Topluluğundaki tüm ülke meteoroloji teşkilatları, veya bunların ticari kollarının sisteme entegrasyonunun sağlanması gereğini göz önüne alarak üyeliği teşvik etmektedir.

    Meteorological Glossary
  • EKONOMİK MODEL(Bk. Model)

    Dictionary of Economics
  • EKONOMİK RANTÜretim faktörünün üretime sağladığı yararın üzerinde gerçekleşen ödemedir. Iki çeşit rant mevcuttur. Tüketici rantı, tüketicinin malı satın alma sürecinde, almayı düşündüğü fiyatın altında almasıdır. Üretici rantı ise, üreticinin malını istediği fiyattan yukarıya satması ile gerçekleşir.

    Dictionary of Economics
  • ekonomik savaş r Wirtschaftskrieg.

    Turkish - German Dictionary
  • ekonomistéconomiste

    Turkish - French Dictionary
  • ekonomist r Wirtschaftler.

    Turkish - German Dictionary
  • ekonomisteconomista

    Turkish - Spanish dictionary
  • ekonomistaborîzan.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • EKONOMİSTİktisatçı demektir. Türkçede iktisatçı yerine ekonomist kelimesi son zamanlarda daha çok kullanılır olmuştur. İktisadi düşünce tarihinde ise Fizyokratlar olarak bilinen 18. yüzyıl Fransız yazarları için kullanılır.

    Dictionary of Economics
  • ekonomist,-ti economist.

    Turkish - English dictionary
  • ekonomiye piyaseyaserbest serbest piyasa ekonomisi.

    Kurdish - Turkish dictionary
  • ekonomizmeconomism.

    Turkish - English dictionary

Last Searched Words

  • ekonomi

    2022-05-28 13:06:25
    Turkish - French Dictionary
  • étage

    2022-05-28 13:06:23
    French - Turkish dictionary
  • CÜNBÜZ

    2022-05-28 13:06:22
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • mühürlemek

    2022-05-28 13:06:21
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • desired value

    2022-05-28 13:06:20
    Computer, Internet Glossary
  • MUTAHHİR

    2022-05-28 13:06:20
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • streaming mode

    2022-05-28 13:06:18
    Computer, Internet Glossary
  • compensatory

    2022-05-28 13:06:17
    Medicine and Hematology Glossary
  • ŞECER

    2022-05-28 13:06:13
    Turkish - Turkish dictionary
  • MÜŞATE

    2022-05-28 13:06:12
    Ottoman - Turkish Dictionary

Keyword Searches

  • English - Turkish Dictionary
  • ılık

    2022-05-28 12:46:41
    Turkish - French Dictionary
  • necesen

    2022-05-28 12:25:10
    Azerbaijani - Turkish Dictionary
  • hercai

    2022-05-28 08:52:43
    Turkish - German Dictionary
  • PÜRYAN

    2022-05-28 09:17:06
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • açık

    2022-05-28 12:09:51
    Turkish - French Dictionary
  • vuslat

    2022-05-28 08:06:30
    Turkish - Kurdish Dictionary
  • çüş

    2022-05-28 06:05:06
    Turkish - German Dictionary
  • Rh NULL HASTALIĞI

    2022-05-28 11:22:53
    Medicine and Hematology Glossary
  • kûnek

    2022-05-28 08:31:41
    Kurdish - Turkish dictionary