"KİRÂ
" Kelimesi için arama sonuçları
KİRÂ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir malın, menfaatine yâni kullanılmasına karşılık olarak verilen ücret. Bir evin, bir işyerinin veya herhangi bir mülkün, taşıt veya binek hayvanının, sâhibi tarafından faydalanılmakve kullanılmak üzere belli bir ücret karşılığında bir müddet için başkasına verilmesi. (Bkz.İcâre)Kirâ müddeti bitince, mal sâhibi uzatmaz ise, kirâcı çıkar. Malı olduğu gibi teslim etmesilâzımdır. Teslim etmezse, gasb etmiş olur. Fakat kullanma sebebi ile herkes için meydanagelmesi âdet olan harâblık, yıkılmalar ve bozulmalar kabahat sayılmaz. (Ali Haydar Efendi)Mal sâhibi, kirâyı peşin alıp, malı teslim etmezse, geçen zamânın ücretleri mülkünden çıkar;kirâcıya geri vermesi lâzım olur. (Fetâvâ-i Hindiyye)
KİRÂ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bir malın, menfaatine yâni kullanılmasına karşılık olarak verilen ücret. Bir evin, bir iş yerinin
veya herhangi bir mülkün, taşıt veya binek hayvanının, sâhibi tarafından faydalanılmak ve
kullanılmak üzere belli bir ücret karşılığında bir müddet için başkasına verilmesi. (Bkz. İcâre)
Kirâ müddeti bitince, mal sâhibi uzatmaz ise, kirâcı çıkar. Malı olduğu gibi teslim etmesi
lâzımdır. Teslim etmezse, gasb etmiş olur. Fakat kullanma sebebi ile herkes için meydana
gelmesi âdet olan harâblık, yıkılmalar ve bozulmalar kabahat sayılmaz. (Ali Haydar Efendi)
Mal sâhibi, kirâyı peşin alıp, malı teslim etmezse, geçen zamânın ücretleri mülkünden çıkar;
kirâcıya geri vermesi lâzım olur. (Fetâvâ-i Hindiyye)
KIRÂET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Ağız ile okumak. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumağa hafif kırâet,yanındakilerin işiteceği kadar sesli okumağa cehrî (sesli) kırâet denir.Ümmetimin ibâdetinin en fazîletlisi Kur'ân-ı kerîm kırâetidir. (Hadîs-i şerîf-el-İtkân)Evlerinizi namaz ve Kur'ân-ı kerîm kırâetiyle süsleyiniz. (Hadîs-i şerîf-Câmi-us-Sagîr)Kur'ân'dan size kolay geleni okuyunuz" meâlindeki Müzemmil sûresinin yirminci âyet-ikerîmesi, kırâetin namazda farz olduğunu bildirmektedir. (Kurtubî, Cessâs)Peygamber efendimiz: "Kalbler demirin paslandığı gibi paslanır" buyurduğunda Ashâb-ıkirâm; "Onun cilâsı nedir?" dediler. Peygamber efendimiz buyurdu ki: "Onun cilâsı, Kur'ân-ıkerîm kırâeti ve ölümü hatırlamaktır..." (Hadîs-i şerîf-Kavlül Müfîd)2. Namazın içindeki farzlardan biri.Namazda; sünnetlerin ve vitrin her rek'atinde ve yalnız kılarken farzların ilk iki rek'atindeayakta Kur'ân-ı kerîmden bir âyet kırâet etmek farzdır. Kısa sûre okumak daha sevâbdır. Kırâetolarak buralarda Fâtiha sûresini okumak ve sünnetlerin ve vit ir namazının her rek'atinde vefarzların ilk iki rek'atinde Fâtiha'dan başka bir de sûre veya üç âyet kırâeti vâcibdir. (İbn-iÂbidîn)Namazda, Kur'ân-ı kerîmin tercümesini kırâet câiz değildir. (İbn-i Âbidîn)
KIRÂET
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Ağız ile okumak. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumağa hafif kırâet, yanındakilerin
işiteceği kadar sesli okumağa cehrî (sesli) kırâet denir.
Ümmetimin ibâdetinin en fazîletlisi Kur'ân-ı kerîm kırâetidir. (Hadîs-i şerîf-el-İtkân)
Evlerinizi namaz ve Kur'ân-ı kerîm kırâetiyle süsleyiniz. (Hadîs-i şerîf-Câmi-us-Sagîr)
Kur'ân'dan size kolay geleni okuyunuz" meâlindeki Müzemmil sûresinin yirminci âyet-i
kerîmesi, kırâetin namazda farz olduğunu bildirmektedir. (Kurtubî, Cessâs)
Peygamber efendimiz: "Kalbler demirin paslandığı gibi paslanır" buyurduğunda Ashâb-ı
kirâm; "Onun cilâsı nedir?" dediler. Peygamber efendimiz buyurdu ki: "Onun cilâsı, Kur'ân-ı
kerîm kırâeti ve ölümü hatırlamaktır..." (Hadîs-i şerîf-Kavlül Müfîd)
2. Namazın içindeki farzlardan biri.
Namazda; sünnetlerin ve vitrin her rek'atinde ve yalnız kılarken farzların ilk iki rek'atinde
ayakta Kur'ân-ı kerîmden bir âyet kırâet etmek farzdır. Kısa sûre okumak daha sevâbdır. Kırâet
olarak buralarda Fâtiha sûresini okumak ve sünnetlerin ve vitir namazının her rek'atinde ve
farzların ilk iki rek'atinde Fâtiha'dan başka bir de sûre veya üç âyet kırâeti vâcibdir. (İbn-i Âbidîn)
Namazda, Kur'ân-ı kerîmin tercümesini kırâet câiz değildir. (İbn-i Âbidîn)
Kırâet İlmi:
Kur'ân-ı kerîmin kelimelerinin okunuş şekillerini râvileriyle berâber bildiren ilim.
Kırâet ilminin faydası; Kur'ân-ı kerîmin kelimelerini hatâlı, yanlış okumaktan korumaktır.
(Taşköprüzâde)
Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve ondan sonra gelen Tebe-i tâbiîn nesli, kırâet ilmini muhâfaza ederek,
sonraki nesillere ulaştırdılar. Kur'ân-ı kerîmin kırâetinin bugüne kadar değişmeden okunmasını
sağlayan yedi veya on kırâet âlimi ve herbirinin yetiştirdiği ikişer râvisi (talebesi) oldu.
(Taşköprüzâde)
Kırâet-i Seb'a:
Yedi kırâet imâmının okuyuş şekilleri.
Yedi kırâet imâmının yâni İmâm-ı Nâfi', Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım,
Hamza, İmâm-ı Kisâî'nin okuyuşları kırâet-i seb'a adıyla meşhur oldu. Kırâet âlimleri bu yedi
imâmdan başka, üç imâm daha bildirdiler. Bunlar: İmâm-ı Ebû Ca'fer, İmâm-ı Ya'kûb, Halef-ül-
Âşir'dir. Kırâet âlimleri, bu on kırâet imâmının kırâetleri ile Kur'ân-ı kerîm okumayı uygun
görmüşler, bunlardan başkasının kırâetine izin vermemişlerdir. Böylece, on imâmın, Kur'ân-ı
kerîmi okuyuş şekilleri kırâet-i aşere adı ile şöhret buldu. (Taşköprüzâde)
Kırâet-i Şâzze:
Arabî gramer şartlarına uyan ve mânâyı değiştirmeyen, fakat bâzı kelimeleri hazret-i
Osman'ın çoğalttığı nüshaya benzemeyen Kur'ân-ı kerîm kırâeti (okunuş şekli).
Kırâet-i şâzzeyi namazda da başka yerde de okumak câiz değildir, günâhtır. Kırâet-i şâzzeyi
Eshâb-ı kirâmdan (r.anhüm) birkaçı okumuş fakat sözbirliği olmamıştır. (Muhammed Rebhâmî)
Kırâet İlmi (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin kelimelerinin okunuş şekillerini râvileriyle berâber bildiren ilim.Kırâet ilminin faydası; Kur'ân-ı kerîmin kelimelerini hatâlı, yanlış okumaktan korumaktır.(Taşköprüzâde)Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve ondan sonra gelen Tebe-i tâbiîn nesli, kırâet ilmini muhâfazaederek, sonraki nesillere ulaştırdılar. Kur'ân-ı kerîmin kırâetinin bugüne kadar değişmedenokunmasını sağlayan yedi veya on kırâet âlimi ve herbirinin yetiştirdiğ i ikişer râvisi (talebesi)oldu. (Taşköprüzâde)
Kırâet-i Şâzze (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Arabî gramer şartlarına uyan ve mânâyı değiştirmeyen, fakat bâzı kelimeleri hazret-iOsman'ın çoğalttığı nüshaya benzemeyen Kur'ân-ı kerîm kırâeti (okunuş şekli).Kırâet-i şâzzeyi namazda da başka yerde de okumak câiz değildir, günâhtır. Kırâet-işâzzeyi Eshâb-ı kirâmdan (r.anhüm) birkaçı okumuş fakat sözbirliği olmamıştır. (MuhammedRebhâmî)
Kırâet-i Seb'a (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yedi kırâet imâmının okuyuş şekilleri.Yedi kırâet imâmının yâni İmâm-ı Nâfi', Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım,Hamza, İmâm-ı Kisâî'nin okuyuşları kırâet-i seb'a adıyla meşhur oldu. Kırâet âlimleri bu yediimâmdan başka, üç imâm daha bildirdiler. Bunlar: İmâm-ı Ebû Ca'fer, İ mâm-ı Ya'kûb,Halef-ül-Âşir'dir. Kırâet âlimleri, bu on kırâet imâmının kırâetleri ile Kur'ân-ı kerîm okumayıuygun görmüşler, bunlardan başkasının kırâetine izin vermemişlerdir. Böylece, on imâmın,Kur'ân-ı kerîmi okuyuş şekilleri kırâet-i aşere adı ile şöhret buldu. (Taşköprüzâde)
KİRÂMEN KÂTİBÎN (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsanların iki omuzunda bulunup, onların sevâb ve günâhlarını yazan iki melek. Hafazamelekleridir diyen âlimler de olmuştur.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:Hâlbuki üzerinizde gözetleyici, amellerinizi yazan (Allah indinde) Kirâmen kâtibînmelekleri vardır. (Ki onlar, hayır ve şerden) işlediklerinizi (yaptıklarınızı) bilirler. (İnfitârsûresi: 10-12)Kirlenince çabuk gusl (boy) abdesti alın! Çünkü, Kirâmen kâtibîn melekleri cünüpgezen kimseden incinir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn)Kirâmen kâtibîn denilen meleklerden sağ taraftaki melek, soldakinin âmiridir ve iyi işleri,ibâdetleri yazar. Soldaki melek, kötülükleri yazar. (Kemahlı Feyzullah)Kirâmen kâtibîn, insandan yalnız cimâda ve helâda ayrılırlar. Helâda iken yapılanları, Allahüteâlâ meleklere bildirir. Helâdan çıkınca yazarlar. (Kutbüddîn-i İznikî)Bir kimseye selâm verirken, çok kimseye verir gibi vermelidir. Çünkü mü'min yalnızdeğildir. Kirâmen kâtibîn adındaki iki melek, onunla berâberdir. (M. Muhammed Rebhâmî)
KİRÂMEN KÂTİBÎN
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsanların iki omuzunda bulunup, onların sevâb ve günâhlarını yazan iki melek. Hafaza
melekleridir diyen âlimler de olmuştur.
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Hâlbuki üzerinizde gözetleyici, amellerinizi yazan (Allah indinde) Kirâmen kâtibîn
melekleri vardır. (Ki onlar, hayır ve şerden) işlediklerinizi (yaptıklarınızı) bilirler. (İnfitâr
sûresi: 10-12)
Kirlenince çabuk gusl (boy) abdesti alın! Çünkü, Kirâmen kâtibîn melekleri cünüp gezen
kimseden incinir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn)
Kirâmen kâtibîn denilen meleklerden sağ taraftaki melek, soldakinin âmiridir ve iyi işleri,
ibâdetleri yazar. Soldaki melek, kötülükleri yazar. (Kemahlı Feyzullah)
Kirâmen kâtibîn, insandan yalnız cimâda ve helâda ayrılırlar. Helâda iken yapılanları, Allahü
teâlâ meleklere bildirir. Helâdan çıkınca yazarlar. (Kutbüddîn-i İznikî)
Bir kimseye selâm verirken, çok kimseye verir gibi vermelidir. Çünkü mü'min yalnız değildir.
Kirâmen kâtibîn adındaki iki melek, onunla berâberdir. (M. Muhammed Rebhâmî)
KÎSÂNİYYE (Keysâniyye):
Şiânın kollarından. Muhtâr bin Ebî Ubeyd es-Sekâfî'nin kurduğu bozuk fırka. Muhtâr bin Ebî
Ubeyd es-Sekafî'nin bir adı da Keysân olması sebebiyle Keysâniyye denilmiştir. Bu fırkaya
Muhtâriyye veya Bedâiyye de denir.
Hazret-i Ali'nin oğlu Muhammed bin el-Hanefiyye'nin babasından sonra imâmetini
(halîfeliğini) kabûl eden Keysâniyye fırkası, Allahü teâlânın bedâ (önceki hükmünü değiştirme)
sıfatı olduğunu söylerler. Muhammed bin el-Hanefiyye'nin Radvâ dağlarında yaşadığına, sağında
ve solunda birer arslanın ve bir parsın onu koruduğuna ve onun gelecek Mehdî olduğuna
inanırlar. (Abdülazîz Dehlevî)
Keysâniyye mensupları, dine, namaz, oruç, zekât v.s. gibi hükümlerin te'vilini (yorumunu)
öğreninceye kadar uyar. Farzların bir kısmını terk ederler. (Abdülkâhir Bağdâdî)
KIRÂN HAC (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Hac ile ömreyi birlikte yapmağa niyet etmek. (Bkz. Hac)Kırân Hacc'a niyet eden kimse, önce ömre için tavâf (Kâbe-i şerîf etrâfında dönme) ve sa'y(Safâ ile Merve arasında gidip gelme) edip, sonra ihrâmı çıkarmadan ve traş olmadan hacgünleri için tekrar tavaf ve sa'y yapar. (M. Mevkûfâtî)Kırân haccı ve temettü' haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vâcibdir. (Tahtâvî)