"

MÜSTECÂB

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

MÜSTECÂB (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Makbûl, kabûl olunan, geri çevrilmeyen.Kişinin din kardeşi için gıyâbında (arkasından) yapılan duâ müstecâbdır. Başucundaâmin diyen bir melek bulunur. O kişi mü'min kardeşine hayır duâ ettikçe, melek; âmin,hayrın misli senin için de olsun der. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce)Duânın müstecâb olduğu zamanlar; Receb ayının birinci Cumâ gecesi olan Regâib gecesi,Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berât gecesi ve günü, mübârek geceler, Cumâ günü, hatîbminberde iki hutbe arasında oturduğu vakitten namaz kılıncaya kadar, her gecenin son üçtebirinde (seher vaktinde), ezân ve ikâmet okunurken, bilhassa hayyealelfelâh dedikten sonra,Allah yolunda cihâd ederken, her namazdan sonra, Kur'ân-ı kerîmi okuduktan sonra, hersecdeden sonra, cemâat arasında, yağmur yağarken, Kâbe-i muazzamayı görünce, zemzemsuyu içince yapılan duâ müstecâbdır. Musîbete uğrayanın o andaki duâsı da müstecabdır.(Kâdızâde Ahmed bin Muhammed Emîn Efendi ve İbn-i Cezerî)
İslami Terimler Sözlüğü

MÜSTECÂB

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Makbûl, kabûl olunan, geri çevrilmeyen. Kişinin din kardeşi için gıyâbında (arkasından) yapılan duâ müstecâbdır. Başucunda âmin diyen bir melek bulunur. O kişi mü'min kardeşine hayır duâ ettikçe, melek; âmin, hayrın misli senin için de olsun der. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce) Duânın müstecâb olduğu zamanlar; Receb ayının birinci Cumâ gecesi olan Regâib gecesi, Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berât gecesi ve günü, mübârek geceler, Cumâ günü, hatîb minberde iki hutbe arasında oturduğu vakitten namaz kılıncaya kadar, her gecenin son üçte birinde (seher vaktinde), ezân ve ikâmet okunurken, bilhassa hayyealelfelâh dedikten sonra, Allah yolunda cihâd ederken, her namazdan sonra, Kur'ân-ı kerîmi okuduktan sonra, her secdeden sonra, cemâat arasında, yağmur yağarken, Kâbe-i muazzamayı görünce, zemzem suyu içince yapılan duâ müstecâbdır. Musîbete uğrayanın o andaki duâsı da müstecabdır. (Kâdızâde Ahmed bin Muhammed Emîn Efendi ve İbn-i Cezerî)