"MÜD
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜD (Ünlem)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sekiz yüz yetmiş beş gram ağırlığında bir ağırlık birimi.Ümmetimden herhangi biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshâbımın bir müdarpa sadakasına verilen sevâba kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika)Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm, bir müd su ile abdest alır, bir sa' (4.2 litre)su ile gusl ederdi. (İbn-i Âbidîn)
MÜD
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sekiz yüz yetmiş beş gram ağırlığında bir ağırlık birimi.
Ümmetimden herhangi biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshâbımın bir müd arpa
sadakasına verilen sevâba kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika)
Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm, bir müd su ile abdest alır, bir sa' (4.2 litre) su
ile gusl ederdi. (İbn-i Âbidîn)
MÜDÂHENE (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Aldatmak, iki yüzlülük etmek, hîle ve yağcılık etmek. Kudreti olduğu, gücü yettiği hâldedindeki gevşekliği sebebiyle haram işleyene mâni olmamak.Sıkılmadan açıkça harâm işleyen kimseyi gîbet etmek câiz olduğu gibi, şerlerindenkorunmak için bunlara müdârâ etmek de câizdir. Fakat müdârâ, müdâhene şeklinialmamalıdır. (Hadîs-i şerîf-Berîka)Haram işleyene veya yanında bulunanlara olan saygısı, yâhut dîne olan bağlılığınıngevşekliği, müdâheneye sebeb olur. Dînine veya dünyâsına veya başkalarına zarar olmadığızaman, haram ve mekrûh işleyene mâni olmak lâzımdır.Mâni olmamak, susmak harâm olur.Müdâhene etmek, haram işlemeğe râzı olmağı gösterir. (Muhammed Hâdimî)Muhabbete müdâhene sığmaz. (İmâm-ı Rabbânî)Müdâhene edenlerin kabirden maymun ve hınzır şeklinde kalkacakları hadîs-i şerîftebildirildi. (Seyyid Alizâde)
MÜDÂHENE
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Aldatmak, iki yüzlülük etmek, hîle ve yağcılık etmek. Kudreti olduğu, gücü yettiği hâlde
dindeki gevşekliği sebebiyle haram işleyene mâni olmamak.
Sıkılmadan açıkça harâm işleyen kimseyi gîbet etmek câiz olduğu gibi, şerlerinden
korunmak için bunlara müdârâ etmek de câizdir. Fakat müdârâ, müdâhene şeklini
almamalıdır. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Haram işleyene veya yanında bulunanlara olan saygısı, yâhut dîne olan bağlılığının
gevşekliği, müdâheneye sebeb olur. Dînine veya dünyâsına veya başkalarına zarar olmadığı
zaman, haram ve mekrûh işleyene mâni olmak lâzımdır.Mâni olmamak, susmak harâm olur.
Müdâhene etmek, haram işlemeğe râzı olmağı gösterir. (Muhammed Hâdimî)
Muhabbete müdâhene sığmaz. (İmâm-ı Rabbânî)
Müdâhene edenlerin kabirden maymun ve hınzır şeklinde kalkacakları hadîs-i şerîfte
bildirildi. (Seyyid Alizâde)
MÜDÂRÂ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dîni ve dünyâyı zarardan kurtarmak için, dünyâ menfaatinden vermek veya belâyı dünyâmenfaati ile savmak.Allahü teâlâ bana, farzları yerine getirmeyi emrettiği gibi, insanlara müdârâ etmeyi deemretti. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)Müdârâ ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lâzımdır.Talebeye ders verirken de müdârâyapılır. (Muhammed Hâdimî)Düşmandan âciz duruma düşersen, müdârâ ederek latîfe yolunu tut. Çünkü latîfe kalbkazanır. (İmâm-ı Mâverdî)İnsanlar üç kısımdır: Bir kısmı gıdâ gibidir. Herkese, her zaman lâzımdır. İkinci kısmı, ilaçgibidirler. İhtiyaç zamânında lâzım olur. Üçüncü kısmı, hastalık gibidir. Bunlara ihtiyâç olmaz.Fakat kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar. Bun lardan kurtulmak için, müdârâ etmeklâzımdır. (İmâm-ı Gazâlî)Dostlara mürüvvet (mertlik),Düşmanlara müdârâ etmeli.(Sâ'dî-i Şîrâzî)
MÜDÂRÂ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dîni ve dünyâyı zarardan kurtarmak için, dünyâ menfaatinden vermek veya belâyı dünyâ
menfaati ile savmak.
Allahü teâlâ bana, farzları yerine getirmeyi emrettiği gibi, insanlara müdârâ etmeyi de
emretti. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
Müdârâ ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lâzımdır.Talebeye ders verirken de müdârâ
yapılır. (Muhammed Hâdimî)
Düşmandan âciz duruma düşersen, müdârâ ederek latîfe yolunu tut. Çünkü latîfe kalb kazanır.
(İmâm-ı Mâverdî)
İnsanlar üç kısımdır: Bir kısmı gıdâ gibidir. Herkese, her zaman lâzımdır. İkinci kısmı, ilaç
gibidirler. İhtiyaç zamânında lâzım olur. Üçüncü kısmı, hastalık gibidir. Bunlara ihtiyâç olmaz.
Fakat kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar. Bunlardan kurtulmak için, müdârâ etmek
lâzımdır. (İmâm-ı Gazâlî)
Dostlara mürüvvet (mertlik),
Düşmanlara müdârâ etmeli.
(Sâ'dî-i Şîrâzî)
MUDÂREBE ŞİRKETİ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ortaklardan bir kısmının sermâye vermesi, bir kısmının da iş yapmayı üzerine almasıüzerine anlaşma yapılarak kurulan şirket, ortaklık.Mudârebe şirketinde sermâyenin; altın, gümüş veya başka geçer para olması lâzımdır. Kârönceden sözleşilen oranda paylaşılır. Sermâye, iş yapanlara emânettir.Telef olursa ödemezler.(İbn-i Âbidîn)
MUDÂREBE ŞİRKETİ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ortaklardan bir kısmının sermâye vermesi, bir kısmının da iş yapmayı üzerine alması üzerine
anlaşma yapılarak kurulan şirket, ortaklık.
Mudârebe şirketinde sermâyenin; altın, gümüş veya başka geçer para olması lâzımdır. Kâr
önceden sözleşilen oranda paylaşılır. Sermâye, iş yapanlara emânettir.Telef olursa ödemezler.
(İbn-i Âbidîn)
MÜDDESSİR SÛRESİ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş dördüncü sûresi.Müddessir sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmedegeçen Müddessir kelimesinden dolayı sûreye, Sûret-ül-Müddessir denilmiştir.Müddessir;örtüsüne bürünen, demektir. Sûrede, Peygamber efendimize; inkâr yolunda olanları uyarması,Allahü teâlâyı tekbir etmesi, yüceltmesi, sabırlı olması vs. emredilip, inkârcıların uğrayacaklarıcezâlar bildirilmiş, iyilerle kötülerin mukâyesesi yapılmıştır. (İbn-i Abbâs, Katâde, Râzî,Kurtubî)Allahü teâlâ Müddessir sûresinde meâlen buyuruyor ki:Ey örtüye bürünen (Muhammed) ! Kalk da bildir! Rabbini tekbîr et! Giydiklerini temiztut! Kötü şeylerden sakın. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! Rabbin için sabret.(Âyet: 1-7)Kim Müddessir sûresini okursa, Allahü teâlâ, Muhammed'i (aleyhisselâm) tasdîk(inanan) ve tekzîb edenlerin (inanmayanların) adedinin on katı sevâb verir. (Hadîs-işerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
MÜDDESSİR SÛRESİ
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş dördüncü sûresi.
Müddessir sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede
geçen Müddessir kelimesinden dolayı sûreye, Sûret-ül-Müddessir denilmiştir.Müddessir;
örtüsüne bürünen, demektir. Sûrede, Peygamber efendimize; inkâr yolunda olanları uyarması,
Allahü teâlâyı tekbir etmesi, yüceltmesi, sabırlı olması vs. emredilip, inkârcıların uğrayacakları
cezâlar bildirilmiş, iyilerle kötülerin mukâyesesi yapılmıştır. (İbn-i Abbâs, Katâde, Râzî, Kurtubî)
Allahü teâlâ Müddessir sûresinde meâlen buyuruyor ki:
Ey örtüye bürünen (Muhammed)! Kalk da bildir! Rabbini tekbîr et! Giydiklerini temiz tut!
Kötü şeylerden sakın. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! Rabbin için sabret. (Âyet: 1-7)
Kim Müddessir sûresini okursa, Allahü teâlâ, Muhammed'i (aleyhisselâm) tasdîk (inanan)
ve tekzîb edenlerin (inanmayanların) adedinin on katı sevâb verir. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî
Tefsîri)