"TEFÂHÜR
" Kelimesi için arama sonuçları
TEFÂHÜR (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Öğünme.Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:Biliniz ki, dünyâ hayâtı; elbette la'b (oyun) ve lehv (eğlence) ve zînet (süslenmek) vetefâhür ve malı, parayı ve evlâdı çoğaltmaktır. (Hadîd sûresi: 20)Üç şey için ilim öğrenme ve üç şey için de ilmi terk etme: Mücâdele, tefâhür ve riyâ(gösteriş) için ilim öğrenme! Öğrenmekten utanarak veya lüzûmu yok veya bilmesem de olurdemek sûretiyle de ilmi terk etme! (Hazret-i Ömer)Zînet eşyâsını, başkalarına gösteriş, üstünlük sağlamak için kullanmak tefâhür olur. Tefâhürharamdır. (Ali bin Emrullah)Bu dünyâda tefâhür; mal, evlâd ve mevki gibi şeylerle olur. Halbuki bunların hepsinin biremânet olduğu ve bir gün yok olacağı bellidir. O hâlde bunlara gönül bağlamak niye? (AhmedRif'at)Tefâhürden zevk duyarak büyüklenen kişi, malından soyunmuş olsaydı, hakîkattekendisinin tefâhür edecek ve büyüklenecek hiçbir şeye sâhib olmadığını, yalnız bir vücûdu oluponun da göçe dönüşe (ölüme) hazır vaziyette beklediğini görür ve değerini anl ardı. (AhmedRif'at)
TEFÂHÜR
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Öğünme.
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:
Biliniz ki, dünyâ hayâtı; elbette la'b (oyun) ve lehv (eğlence) ve zînet (süslenmek) ve tefâhür
ve malı, parayı ve evlâdı çoğaltmaktır. (Hadîd sûresi: 20)
Üç şey için ilim öğrenme ve üç şey için de ilmi terk etme: Mücâdele, tefâhür ve riyâ (gösteriş)
için ilim öğrenme! Öğrenmekten utanarak veya lüzûmu yok veya bilmesem de olur demek
sûretiyle de ilmi terk etme! (Hazret-i Ömer)
Zînet eşyâsını, başkalarına gösteriş, üstünlük sağlamak için kullanmak tefâhür olur. Tefâhür
haramdır. (Ali bin Emrullah)
Bu dünyâda tefâhür; mal, evlâd ve mevki gibi şeylerle olur. Halbuki bunların hepsinin bir
emânet olduğu ve bir gün yok olacağı bellidir. O hâlde bunlara gönül bağlamak niye? (Ahmed
Rif'at)
Tefâhürden zevk duyarak büyüklenen kişi, malından soyunmuş olsaydı, hakîkatte kendisinin
tefâhür edecek ve büyüklenecek hiçbir şeye sâhib olmadığını, yalnız bir vücûdu olup onun da
göçe dönüşe (ölüme) hazır vaziyette beklediğini görür ve değerini anlardı. (Ahmed Rif'at)