"

YAKÎN

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

YAKÎN (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Şek ve şüpheden uzak olan; kesin.Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:Biraz bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip, şunları söyledi:"Ben senin bilmediğin birşey öğrendim. Sana Sebe'den yakîn bir haber getirdim." (Neml sûresi: 22)Îmân ağaç gibi olup; kökü yakîn, dalı takvâ, nûru hayâ, meyvesi cömertliktir. (Ali (r.anh))2. Sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îtikâd, îmân.Âgâh olunuz ki; insana dünyâda yakîn ve âfiyetten (günahlardan uzak olmaktan) dahahayırlı bir şey verilmemiştir. Öyle ise Allah'tan o ikisini isteyin. (Hadîs-işerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)Yakîn ihsân edilen birinin kerâmetlere, hârikalara, ihtiyâcı olmaz. Bütün bu kerâmetler,Zât-ı ilâhînin zikrinden ve kalbin bu zikr ile zînetlenmesinden aşağıda kalır. (İmâm-ı Rabbânî)Kalb, bid'at pisliklerinden temizlenmedikçe ve Ehl-i sünnet îtikâdı ile süslenmedikçe,hakîkat güneşinin ışıkları oraya giremez. O kalb yakîn nûru ile aydınlanamaz. (Ahmed Raûf)Her şeyi akıl ile isbât ederek inandırmak kolay değildir. Yakîn elde edebilmek için, isbâtyoluna gitmektense, kalbi hastalıktan kurtarmak lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)3. Ölüm.Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:Sana yakîn gelinceye kadar da Rabbine ibâdet et. (Hicr sûresi: 99)Mücrimlere, sizi Cehennem'e sokan nedir? derler. (Onlar da cevap verirler): Biz namazkılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. (Bâtıla) dalanlarla berâber dalardık. Hesâbgününü de yalan sayardık. Nihâyet bize yakîn gelip çattı. (Müddessir sûresi: 41-47)
İslami Terimler Sözlüğü

YAKÎN

(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Şek ve şüpheden uzak olan; kesin. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Biraz bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip, şunları söyledi:"Ben senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sana Sebe'den yakîn bir haber getirdim." (Neml sûresi: 22) Îmân ağaç gibi olup; kökü yakîn, dalı takvâ, nûru hayâ, meyvesi cömertliktir. (Ali (r.anh)) 2. Sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îtikâd, îmân. Âgâh olunuz ki; insana dünyâda yakîn ve âfiyetten (günahlardan uzak olmaktan) daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Öyle ise Allah'tan o ikisini isteyin. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül- Ehâdîs) Yakîn ihsân edilen birinin kerâmetlere, hârikalara, ihtiyâcı olmaz. Bütün bu kerâmetler, Zât-ı ilâhînin zikrinden ve kalbin bu zikr ile zînetlenmesinden aşağıda kalır. (İmâm-ı Rabbânî) Kalb, bid'at pisliklerinden temizlenmedikçe ve Ehl-i sünnet îtikâdı ile süslenmedikçe, hakîkat güneşinin ışıkları oraya giremez. O kalb yakîn nûru ile aydınlanamaz. (Ahmed Raûf) Her şeyi akıl ile isbât ederek inandırmak kolay değildir. Yakîn elde edebilmek için, isbât yoluna gitmektense, kalbi hastalıktan kurtarmak lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî) 3. Ölüm. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Sana yakîn gelinceye kadar da Rabbine ibâdet et. (Hicr sûresi: 99) Mücrimlere, sizi Cehennem'e sokan nedir? derler. (Onlar da cevap verirler): Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. (Bâtıla) dalanlarla berâber dalardık. Hesâb gününü de yalan sayardık. Nihâyet bize yakîn gelip çattı. (Müddessir sûresi: 41-47)