"ŞEREF
" Kelimesi için arama sonuçları
ŞEREF (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yükseklik, büyüklük, yüksek mertebe. İnsanlar arasında geçerli ve makbûl olma. Cenâb-ıHakk'a itâat ve yüksek hizmeti ile çok ihsâna mazhâr olma, iftihâr.İnsanların en akıllısı ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâdaşeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)Allahü teâlâ müslüman yapmakla bizleri şereflendirdi. Allahü teâlânın verdiği bu izzetten buşereften başka şeref ararsak, Allahü teâlâ bizi yine zelîl eder, her şeyden aşağı eder. (Hazret-iÖmer)İnsanın şerefi ilim ve edeb iledir, mal ve neseb ile değildir. (Hazret-i Ali)Şerefli bir insan olabilmek için; edeb sâhibi olmak, farzları edâ etmek, sâlihlerle sohbetetmek ve fâsıklardan (açıkça günah işleyenlerden) uzak durmak lâzımdır. (Ebü'l Hayr el-Akta)Kaybetti peygamberin âilesi olma şerefini,Kötülerle arkadaşlık ettiği için hazret-i Lût'un eşi,Eshâb-ı Kehf'in köpeği onlarla olunca berâber,Kavuştu haşr olma şerefine mü'minlerle berâber.(Sa'dî Şîrâzî)
ŞEREF
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yükseklik, büyüklük, yüksek mertebe. İnsanlar arasında geçerli ve makbûl olma. Cenâb-ı
Hakk'a itâat ve yüksek hizmeti ile çok ihsâna mazhâr olma, iftihâr.
İnsanların en akıllısı ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda
şeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Allahü teâlâ müslüman yapmakla bizleri şereflendirdi. Allahü teâlânın verdiği bu izzetten bu
şereften başka şeref ararsak, Allahü teâlâ bizi yine zelîl eder, her şeyden aşağı eder. (Hazret-i
Ömer)
İnsanın şerefi ilim ve edeb iledir, mal ve neseb ile değildir. (Hazret-i Ali)
Şerefli bir insan olabilmek için; edeb sâhibi olmak, farzları edâ etmek, sâlihlerle sohbet etmek
ve fâsıklardan (açıkça günah işleyenlerden) uzak durmak lâzımdır. (Ebü'l Hayr el-Akta)
Kaybetti peygamberin âilesi olma şerefini,
Kötülerle arkadaşlık ettiği için hazret-i Lût'un eşi,
Eshâb-ı Kehf'in köpeği onlarla olunca berâber,
Kavuştu haşr olma şerefine mü'minlerle berâber.
(Sa'dî Şîrâzî)