"

ÜMMÎ

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

ÜMMÎ (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kitab okumamış, yazı yazmamış, kimseden ders görmemiş kimse.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrât ve İncîl'de ismini yazılı buldukları O ümmî resûletâbi olurlar. O (Resûl) kendilerine iyiliği emrediyor, kötülükten sakındırıyor... (Resûlüm)de ki: "Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah'ın peygamberiyim. O Allahki, yer ve göklerin tasarrufu (idâresi) O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürürve diriltir. Onun için hem Allah'a hem de bütün kelimelerine îmân eden o ümmîpeygambere, resûlüne îmân edin ve O peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız. (A'râfsûresi: 157,158)Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, ümmî idi. Mekke'de doğup, büyüyüp bellikimseler arasında yetişip seyâhat etmemiş iken, Tevrât'ta, İncîl'de ve Yunan ve Romadevirlerinde yazılmış kitablarda bulunan bilgilerden, hâdiselerden haber ve rdi. Hicretin altıncısenesinde,Rum, İran ve Habeş hükümdârlarına ve diğer Arap pâdişâhlarına mektuplargönderdi. (İmâm-ı Kastalânî)Muhammed aleyhisselâm ümmî olduğu hâlde, târih, fen, ahlâk, siyâset ve sosyal bilgilerledolu bir kitâb ortaya koydu. Yalnız o kitaba uyarak dünyâya adâlet yaymış olan hükümdârlarınyetişmesine sebeb oldu. Kur'ân-ı kerîm, Muhammed aleyhisselâmın mûci zelerinin enbüyüğüdür. (M. Sıddîk Gümüş)
İslami Terimler Sözlüğü

ÜMMÎ

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kitab okumamış, yazı yazmamış, kimseden ders görmemiş kimse. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrât ve İncîl'de ismini yazılı buldukları O ümmî resûle tâbi olurlar. O (Resûl) kendilerine iyiliği emrediyor, kötülükten sakındırıyor... (Resûlüm) de ki: "Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah'ın peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu (idâresi) O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah'a hem de bütün kelimelerine îmân eden o ümmî peygambere, resûlüne îmân edin ve O peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız. (A'râf sûresi: 157,158) Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, ümmî idi. Mekke'de doğup, büyüyüp belli kimseler arasında yetişip seyâhat etmemiş iken, Tevrât'ta, İncîl'de ve Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitablarda bulunan bilgilerden, hâdiselerden haber verdi. Hicretin altıncı senesinde,Rum, İran ve Habeş hükümdârlarına ve diğer Arap pâdişâhlarına mektuplar gönderdi. (İmâm-ı Kastalânî) Muhammed aleyhisselâm ümmî olduğu hâlde, târih, fen, ahlâk, siyâset ve sosyal bilgilerle dolu bir kitâb ortaya koydu. Yalnız o kitaba uyarak dünyâya adâlet yaymış olan hükümdârların yetişmesine sebeb oldu. Kur'ân-ı kerîm, Muhammed aleyhisselâmın mûcizelerinin en büyüğüdür. (M. Sıddîk Gümüş)
İslami Terimler Sözlüğü

ÜMMÎD (Ümîd) (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ummak, arzu, istek. Sebeblere yapıştıktan sonra iyi netice beklemek. (Bkz. Havf ve Recâ)Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Ey günâhı çok olan kullarım! Allahü teâlânın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz.Allah günâhların hepsini affeder. O, sonsuz mağfiret ve nihâyetsiz merhâmet sahibidir.(Zümer sûresi: 53)Akıllı kendini murâkabe (kontrol) edip ölüm sonrası için çalışan kimsedir. Ahmak danefsinin arzûları peşinden koşup, Allahü teâlâya ümid bağlayan kimsedir. (Hadîs-işerîf-Tirmizî, İbn-i Mâce)Allahü teâlâdan korkmalı, O'nun rahmetinden ümidi kesmemelidir. Ümid, korkudan çokolmalıdır. Böyle olanın ibâdetleri zevkli olur. Gençlerde korkunun, ihtiyarlarda ve hastalardaümîdin fazla olması lâzımdır denildi. Korkusuz ümid, ümidsiz korku câiz değildir. (Hâdimî)
İslami Terimler Sözlüğü

ÜMMÎD (Ümîd)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Ummak, arzu, istek. Sebeblere yapıştıktan sonra iyi netice beklemek. (Bkz. Havf ve Recâ) Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey günâhı çok olan kullarım! Allahü teâlânın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Allah günâhların hepsini affeder. O, sonsuz mağfiret ve nihâyetsiz merhâmet sahibidir. (Zümer sûresi: 53) Akıllı kendini murâkabe (kontrol) edip ölüm sonrası için çalışan kimsedir. Ahmak da nefsinin arzûları peşinden koşup, Allahü teâlâya ümid bağlayan kimsedir. (Hadîs-i şerîf- Tirmizî, İbn-i Mâce) Allahü teâlâdan korkmalı, O'nun rahmetinden ümidi kesmemelidir. Ümid, korkudan çok olmalıdır. Böyle olanın ibâdetleri zevkli olur. Gençlerde korkunun, ihtiyarlarda ve hastalarda ümîdin fazla olması lâzımdır denildi. Korkusuz ümid, ümidsiz korku câiz değildir. (Hâdimî) Ümmîd ve Korku: Allahü teâlânın rahmetini ummak ve azâbından korkmak. (Bkz. Havf ve Recâ)
İslami Terimler Sözlüğü

Ümmîd ve Korku (İsim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Allahü teâlânın rahmetini ummak ve azâbından korkmak. (Bkz. Havf ve Recâ)