"MÜTEKELLİMÎN
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜTEKELLİMÎN (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kelâm âlimleri. İslâm dîninin îmân bilgilerini, naklî (dînî) ve aklî delillerle îzâh eden,açıklayıp isbatlayan büyük âlimler.Resûlullah efendimizden sallallahü aleyhi ve sellem ve Sahâbe-i kirâmdan (Peygamberimizinarkadaşları) sonra, fitneler (karışıklıklar) ve bid'atler (sapıklıklar) çoğaldı. Îmân bilgilerini vefıkıh (amel) bilgilerini bildirmek vazîfesi din imâmlarına yâni müctehidlere verildi. Bumüctehîdlerden (yüksek din âlimlerinden) îmânı bildirenlere mütekellimîn, fıkhı bildirenlerefukahâ denildi. (Seyyid Abdülhakîm)Mütekellimîn; dînî akîdelerin (îmân esaslarının) isbâtı için gerekli olan naklî (dînî) ve aklîdelîlleri bildirirler ve şüphelerin giderilmesine çalışırlar. (Taşköprüzâde)İmâm-ı a'zâm Ebû Hanîfe, Ebü'l-Hasen el-Eş'arî, Ebû Mansûr Mâtürîdî, İmâm-ı Gazâlî,Fahreddîn-i Râzî gibi âlimler mütekellimînden olup, Ehl-i sünnet ve cemâat îtikâdını (inancını),sapık ve bid'at ehli kimselere ve kendilerine İslâm filozofu adı vere n kimselere karşı müdâfaaetmişlerdir. (Seâdet-i Ebediyye)
MÜTEKELLİMÎN
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kelâm âlimleri. İslâm dîninin îmân bilgilerini, naklî (dînî) ve aklî delillerle îzâh eden,
açıklayıp isbatlayan büyük âlimler.
Resûlullah efendimizden sallallahü aleyhi ve sellem ve Sahâbe-i kirâmdan (Peygamberimizin
arkadaşları) sonra, fitneler (karışıklıklar) ve bid'atler (sapıklıklar) çoğaldı. Îmân bilgilerini ve
fıkıh (amel) bilgilerini bildirmek vazîfesi din imâmlarına yâni müctehidlere verildi. Bu
müctehîdlerden (yüksek din âlimlerinden) îmânı bildirenlere mütekellimîn, fıkhı bildirenlere
fukahâ denildi. (Seyyid Abdülhakîm)
Mütekellimîn; dînî akîdelerin (îmân esaslarının) isbâtı için gerekli olan naklî (dînî) ve aklî
delîlleri bildirirler ve şüphelerin giderilmesine çalışırlar. (Taşköprüzâde)
İmâm-ı a'zâm Ebû Hanîfe, Ebü'l-Hasen el-Eş'arî, Ebû Mansûr Mâtürîdî, İmâm-ı Gazâlî,
Fahreddîn-i Râzî gibi âlimler mütekellimînden olup, Ehl-i sünnet ve cemâat îtikâdını (inancını),
sapık ve bid'at ehli kimselere ve kendilerine İslâm filozofu adı veren kimselere karşı müdâfaa
etmişlerdir. (Seâdet-i Ebediyye)