"TECRİBE (Tecrübe)
" Kelimesi için arama sonuçları
TECRİBE (Tecrübe) (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Deneme, sınama, bilgi edinmeyi sağlayan üç yoldan biri.Eshâb-ı kirâm (Peygamber efendimizin mübârek arkadaşları) bir gün Peygamber efendimizesallallahü aleyhi ve sellem gelerek; "Yemen'e gidenlerimiz orada hurma ağaçlarını başka türlüaşıladıklarını ve daha iyi hurma aldıklarını gördük. Biz Medîne'deki ağaçlarımızıbabalarımızdan gördüğümüz gibi mi, yoksa Yemen'de gördüğümüz gibi mi aşılayalım?" diyesordular.Peygamber efendimiz; "Tecrübe edin. Bir kısım ağaçları babalarınızın usûlü ile,başka ağaçları da Yemen'de öğrendiğiniz usûl ile aşılayın. Hangisi daha iyi hurma verirseher zaman o usûl ile yapın" buyurdu. (İmâm-ı Gazâlî)Kim tecrübelerden ders alır ve tecrübeler kendini olgunlaştırırsa, ona akıllı; kimtecrübelerden bir şey anlamazsa, ona ahmak ve câhil denir. (İmâm-ı Gazâlî)Ahlâkı değiştirmek, kötüsünü yok edip, yerine iyisini getirmek mümkündür. Hadîs-i şerîfte;Ahlâkınızı iyileştiriniz" buyruldu. İslâmiyet mümkün olmayan şeyi emretmez. Tecrübeler deböyle olduğunu gösteriyor. (Muhammed Hâdimî)İslâmiyet, her ilmi, her fenni ve her tecrübeyi emreden bir dindir. Müslümanlar fenni sever,fen adamlarının tecrübelerine inanır. Fakat fen adamıyım diyen fen taklidcilerinin ve dindüşmanlarının iftirâlarına, yalanlarına aldanmaz. (Seyyid Abdülhakîm)
TECRİBE (Tecrübe)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Deneme, sınama, bilgi edinmeyi sağlayan üç yoldan biri.
Eshâb-ı kirâm (Peygamber efendimizin mübârek arkadaşları) bir gün Peygamber efendimize
sallallahü aleyhi ve sellem gelerek; "Yemen'e gidenlerimiz orada hurma ağaçlarını başka türlü
aşıladıklarını ve daha iyi hurma aldıklarını gördük. Biz Medîne'deki ağaçlarımızı babalarımızdan
gördüğümüz gibi mi, yoksa Yemen'de gördüğümüz gibi mi aşılayalım?" diye sordular.Peygamber
efendimiz; "Tecrübe edin. Bir kısım ağaçları babalarınızın usûlü ile, başka ağaçları da
Yemen'de öğrendiğiniz usûl ile aşılayın. Hangisi daha iyi hurma verirse her zaman o usûl ile
yapın" buyurdu. (İmâm-ı Gazâlî)
Kim tecrübelerden ders alır ve tecrübeler kendini olgunlaştırırsa, ona akıllı; kim tecrübelerden
bir şey anlamazsa, ona ahmak ve câhil denir. (İmâm-ı Gazâlî)
Ahlâkı değiştirmek, kötüsünü yok edip, yerine iyisini getirmek mümkündür. Hadîs-i şerîfte;
Ahlâkınızı iyileştiriniz" buyruldu. İslâmiyet mümkün olmayan şeyi emretmez. Tecrübeler de
böyle olduğunu gösteriyor. (Muhammed Hâdimî)
İslâmiyet, her ilmi, her fenni ve her tecrübeyi emreden bir dindir. Müslümanlar fenni sever,
fen adamlarının tecrübelerine inanır. Fakat fen adamıyım diyen fen taklidcilerinin ve din
düşmanlarının iftirâlarına, yalanlarına aldanmaz. (Seyyid Abdülhakîm)
Tecribî İlimler:
Tecribe ve müşâhede (gözlem) ile elde edilen bilgiler, ulûm-i akliyye (aklî ilimler).
Bâzılarının İslâmiyet'ten ayrı ve uzak gördükleri tecribî ilimler, fenler, vesîkalar ve senetler
hep İslâm dîninin birer şûbesi, dallarıdır. Yâni dînimiz tecribî ilimleri, fen bilgilerini
emretmektedir. Kur'ân-ı kerîmin çok yerinde tabîatı yâni canlı-cansız varlıkları görmek,
incelemek emredilmektedir. (M. Sıddîk Gümüş)
İslâm bilgileri başlıca iki kısma ayrılır. Birincisi ulûm-i nakliyyedir. Bunlara din bilgileri de
denir. İkinci kısmı ise ulûm-i akliyyedir.Bunlar matematik, mantık gibi tecrübî ilimlerdir. Bunlar
his organlarıyla duyularak, akıl ile incelenerek, tecrübe ve hesâb edilerek elde edilir.Bu bilgiler
din bilgilerinin anlaşılmasına ve onların tatbik edilmesine yardımcıdırlar. Bu bakımdan
lüzûmludurlar. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
İslâm ilimlerinden ikinci kısmı olan akıl bilgilerinin yâni tecrübî ilimlerin iyi öğrenilmesi;
ince ve derin din bilgilerinin kolay ve açık anlaşılmasına yardım eder. (Seyyid Abdülhakîm
Arvâsî)