"

karın

" Kelimesi için arama sonuçları
Türkçe - Fransızca Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - Fransızca Sözlük) :
abdomen
Türkçe - Fransızca Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - Fransızca Sözlük) :
ventre
Türkçe - Almanca Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - Almanca Sözlük) :
r Bauch; s Unterleib.
Türkçe - İspanyolca Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - İspanyolca Sözlük) :
abdomen
Türkçe - İspanyolca Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - İspanyolca Sözlük) :
panza
Türkçe - Kürtçe Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - Kürtçe Sözlük) :
zik, hûr.
Kürtçe - Türkçe Sözlük

karin (Fiil)

(Kürtçe - Türkçe Sözlük) :
iktidar, muktedir olmak, yapabilmek, edebilmek.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük

KARİN (İsim)

(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Kılıcı ve oku olan. * Hacla umreyi birlikte yapan.
Rüya Tabirleri Sözlüğü

KARIN (İsim)

(Rüya Tabirleri Sözlüğü) :
Geçim, evlad, mal ve akrabaya; karnın büyümesi rızık genişliğine, çocukların artmasına, dünyalığın bollaşmasına, akraba çevresinin genişlemesine; karnın küçülmesi, bu sayılanlarda azalma meydana gelmesine, Karnın aşırı bir şekilde büyümesi sıkıntı ve mussibete, karnın yarılarak nemizlenmesi ilahi rahmete, dünya ve ahiret işlerinin güzelleşmesine, Karnın üzerinde ot bitmesi vefat etmeye, Karın ağrısı eş ve çocuklarının sevgisine, karın sancısı geçim sıkıntısına, karında yel ve gurultu olması haram yemekye, faizle iştigal etmeye delalet eder.
Türkçe - İngilizce Sözlük

karın (İsim)

(Türkçe - İngilizce Sözlük) :
,-rnı 1. abdomen; abdominal region. 2. belly, stomach. 3. womb. 4. belly; the rounded, protrusive part (of something). 5. colloq. mind, head. 6. phys. antinode, loop. ı acıkmak to be hungry, get hungry. ı aç hungry. ı ağrımak to have a stomach ache. ağrısı 1. stomach ache, colic. 2. colloq. a pain in the neck (person). 3. colloq. what-do-you-call-it, whatyoumayjigger. boşluğu anat. abdominal cavity. ı burnunda very much in the family way, big with child. ını deşmek /ın/ colloq. to stab (someone) in the belly. ı doymak to be full, have eaten one´s fill. ını doyurmak 1. to eat one´s fill. 2. /ın/ to feed (someone). fıtığı path. abdominal hernia. ı geniş easygoing, nonchalant. ı gitmek to have diarrhea. ı karnına geçmiş painfully thin person. ından konuşan kimse ventriloquist. ından konuşma ventriloquism. ından konuşmak to ventriloquize. ından söylemek 1. to speak very softly. 2. to make up a tale, make up a yarn. ı sürmek to have diarrhea. ı tok not hungry, full. ım tok (bu sözlere). colloq. I´m tired of hearing about it. ı tok, sırtı pek well-off and contented with life. üstüne iniş crash landing (made without using the landing gear). yüzgeci ventral fin. ı zil/dümbelek çalmak for (one´s) stomach to growl from hunger; (for someone) to be very hungry.