"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜRÜVVET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İnsanlık, yiğitlik. Muhtâc olanlara, lâzım olan şeyleri vermek, başkalarına faydalı olmak,iyilik yapmak arzusu, insanlık. Adâleti yerine getirme ve hiç kimseden intikam almayıistememe.Her kim insanlarla muâmele ederken onlara zulüm etmezse, onlarla konuşurken yalansöylemezse, onlara verdiği vaadi yerine getirirse, mürüvveti tam, adâleti açık, dostluğuvâcib olur. (Hadîs-i şerîf-Edeb-üd-Dünyâ ved-Dîn)Haram işlememek, günâhlardan sakınmak, insaf ile hüküm vermek, zulm etmemek, hakkıolmayana göz dikmemek, kölesi olmayan kimseyi karşılıksız çalıştırmamak, zayıfa karşıkuvvetliye yardım etmemek, alçak olanı şerefliye tercih etmemek, vebâl ve günâh o lan şeyleresevinmemek, kötü isim yapacak olan hareketlerde bulunmamak mürüvvetin şartlarındandır.(İmâm-ı Mâverdî)Mürüvveti bulunmayanın ibâdeti kâmil (olgun) değildir. (Dâvûd-i Tâî)Kimim var hazretinden gayri arz eyleyeyim hâlim,Yüce zâtına âiddir mürüvvet, yâ Resûlallah!(Adlî)Malı, şerîatin ve mürüvvetin uygun görmediği yerlere dağıtmaya, isrâf veya tebzîr denir.(Birgivî)
MÜSÂFEHA (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Null
MÜSÂFİR (Misâfir) (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Yolcu. Senenin kısa günlerinde, insan veya deve yürüyüşü ile üç günde gidilecek yeregitmeyi niyet ederek, bulunduğu yerin kenar evlerinin dışına çıkan kimse. (Bkz. Seferî,Seferîlik)Allah'a ve âhiret gününe îmân eden müsâfire ikrâm etsin. (Hadîs-işerîf-Meşârik-ul-Envâr)Üç kimsenin duâsı muhakkak kabûl olur. Mazlûmun, müsâfirin ve ana-babanın.(Hadîs-i şerîf-Et-Tergîb vet- Terhîb)Bir kimse üç günlük yere gitmeyi niyet etmeden yola çıksa, bütün dünyâyı dolaşsa bilemüsâfir olamaz. (İbn-i Âbidîn)Müsâfir dört rek'atlı farz namazları iki rek'at kılar. Mukîm olan (müsâfir olmayan) imâmauyarsa, dört rek'at kılar. Müsâfir imâm olursa, dört rekatli farzların ikinci rekatının sonundaselâm verir. Cemâat ise, namazlarını tamamlamak için ikişer reka t daha kılar. (İbrâhim Halebî)Müsâfir, mest üzerine, üç gün üç gece (72 saat) mest edebilir. Kurban kesmesi vâcibdeğildir. (Tahtâvî)Evine, gelip geçici sâlih bir misâfir gelirse, onun hizmetini iyice yap! Hemen yemeğini ver,belki acıkmıştır. Yanında fazla oturma belki yorgundur. Yatmadan önce, kıbleyi, helâyı,seccâdeyi ona göster. (Süleymân bin Cezâ)Misâfiri çok severim. Çünkü rızkını Allahü teâlâ veriyor. Ben hiçbir şey yapmıyorum.Bununla berâber, Allahü teâlâ bana sevâb veriyor. (Şakîk-i Belhî)Dünyâ malına, makâmına ve dünyâ hayâtına güvenme! Biz bu dünyâda müsâfiriz, yolcuyuz.Sonunda ayrılıp gideceğiz. (Azîz Nesefî)
MÜSÂHİB (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Arkadaş.Resûlullah'ın eshâbının (arkadaşlarının) hepsi, sözbirliği ile âdildirler, hak üzeredirler.Allahü teâlâ onları seçip yaratılmışların en üstünü ve var olanların en şereflisi, Resûl-i kâinâtolan habîbi Muhammed'e sallallahü aleyhi ve sellem eshâb ve müsâhib etmiştir. (İmâm-ıBirgivî)
MÜSÂKÂT ŞİRKETİ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Bağda üzüm, bahçelerde meyve ve bostanlarda sebze yetiştirmek için, toprak sâhibi ileçalışacak kimse arasında yapılan şirket, ortaklık.Çalışan kimse hastalanınca veya taraflardan biri ölünce, müsâkât şirketi bozulur. (İbn-iÂbidîn)
MÜSÂLEMET (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Uyuşmak; fikirler ayrıldığı, sözler çoğaldığı zaman münâkaşa etmemek; sertliği,bölücülüğü, ayrıcılığı istemeyip, barışmak istemek.Müsâlemet, iffetten (insânî rûhun yapıcı kuvvetinin iyi olmasından) doğan iyi bir huydur.(Ali bin Emrullah)
MÜSÂMAHA (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
1. Hoş görü, başkasının kabahatini görmeme.Resûlullah efendimiz; "Allahü teâlâ Cennet'te, içerisinde keskin misk kokuları esen birşehir yarattı. Suyu selsebil kaynağından gelir. Ağaçları nûrdandır. Şehirde kusursuzgüzellikte hûrîler dolaşır ki, her biri yetmiş perçemlidir. Hûrîlerden bir tânesi yeryüzündegörünseydi, doğu ile batının arasını aydınlatır ve yer ile gök arasını güzel kokusuyladoldururdu" buyurunca, dinleyenler; "Ey Allah'ın Resûlü! "Bu yer kimin içindir?" diyesordular. Peygamber efendimiz; "Alacağını, müsâmaha hoş görürlülük ile isteyen içindir"buyurdular. (Müsned-i İmâm-ı A'zâm)2. Terk edilmesi gerekmeyen şeyleri başkasına faydalı olmak için terk etmek.Müsâmaha, cömertlikten doğan güzel bir huydur. (Ali bin Emrullah)
MÜSÂREAT (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
İbâdetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmek.Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:Rabbinizden mağfiret istemeye ve Cennet'e girmeye müsâreat ediniz. (Âl-i İmrân sûresi:133)
MÜSÂVÂT (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Eşitlik, denklik; aynı halde ve derecede olma.İslâm dînindeki hürriyet ve müsâvât, gayr-i müslimlerin çoğunu dâimâ kendineçekmiştir.Pekçoğu bu sebepten dinlerini değiştirmiş, müslüman olmakla şereflenmişlerdir.(Herkese Lâzım Olan Îmân)Her ticârî sözleşmede, iki tarafın zarar ve kârda müsâvât, adâlet bulunması esastır. (EbûZühre)
MÜSÂVÎ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Eşit, denk.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:Mekke şehri alınmadan önce din düşmanları ile harb edenler ve mallarını, Allahyolunda harc edenler ile, Mekke alındıktan sonra bunları yapanlar, müsâvî değildir.Birinciler elbette daha yüksektir. Allahü teâlâ hepsine Hüsnâyı, yâni Cennet'i söz verdi.(Hadîd sûresi: 10)Ağırbaşlı kimse, medh olunmayı sevmez, yerilmekten de üzülmez. Fakirle zenginleri müsâvîtutar. Tatlıyı acıyı ayırmaz. (Ali bin Emrullah)Resûl-i ekrem Mekke'den Medîne'ye hicretleri sırasında Eylül ayının yirminci veRebî'ul-evvel'in sekizinci Pazartesi günü Kubâ köyüne geldiler. Gece ve gündüzün müsâvîolduğu Eylül'ün yirmi üçüncü gününü burada geçirip, Rebî'ul-evvelin on ikinci Cumâ günüMedîne'ye ulaştılar. (Kâdı Beydâvî)