"mû
" Kelimesi için arama sonuçları
Müctehid-i Müntesib (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Mezheb reîsinin (imâmının) koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, edille-i şer'iyyeden (dört anadelîlden) hüküm çıkaran İslâm âlimi. Buna, müctehid fil-mezheb (mezhebde müctehid) dedenir. (Bkz. Müctehid fil-Mezheb)Müctehid-i müntesib, delîl aramakta ve hüküm çıkarmakta, mezhebinin imâmını taklîdetmez. Fakat delîlleri, mezheb imâmının kâidelerine göre arar. İmâmının yolunda, mezhebindeolduğu için, onun mezhebinde olduğu söylenir. (Bedreddîn Zerkeşî)
Müctehid-i Müstekıl (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden doğrudan hüküm çıkarabilen ve kendine mahsûskâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna, mutlak müctehid de denir.
MÜD (Ünlem)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Sekiz yüz yetmiş beş gram ağırlığında bir ağırlık birimi.Ümmetimden herhangi biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshâbımın bir müdarpa sadakasına verilen sevâba kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika)Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm, bir müd su ile abdest alır, bir sa' (4.2 litre)su ile gusl ederdi. (İbn-i Âbidîn)
MÜDÂHENE (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Aldatmak, iki yüzlülük etmek, hîle ve yağcılık etmek. Kudreti olduğu, gücü yettiği hâldedindeki gevşekliği sebebiyle haram işleyene mâni olmamak.Sıkılmadan açıkça harâm işleyen kimseyi gîbet etmek câiz olduğu gibi, şerlerindenkorunmak için bunlara müdârâ etmek de câizdir. Fakat müdârâ, müdâhene şeklinialmamalıdır. (Hadîs-i şerîf-Berîka)Haram işleyene veya yanında bulunanlara olan saygısı, yâhut dîne olan bağlılığınıngevşekliği, müdâheneye sebeb olur. Dînine veya dünyâsına veya başkalarına zarar olmadığızaman, haram ve mekrûh işleyene mâni olmak lâzımdır.Mâni olmamak, susmak harâm olur.Müdâhene etmek, haram işlemeğe râzı olmağı gösterir. (Muhammed Hâdimî)Muhabbete müdâhene sığmaz. (İmâm-ı Rabbânî)Müdâhene edenlerin kabirden maymun ve hınzır şeklinde kalkacakları hadîs-i şerîftebildirildi. (Seyyid Alizâde)
MÜDÂRÂ (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Dîni ve dünyâyı zarardan kurtarmak için, dünyâ menfaatinden vermek veya belâyı dünyâmenfaati ile savmak.Allahü teâlâ bana, farzları yerine getirmeyi emrettiği gibi, insanlara müdârâ etmeyi deemretti. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)Müdârâ ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lâzımdır.Talebeye ders verirken de müdârâyapılır. (Muhammed Hâdimî)Düşmandan âciz duruma düşersen, müdârâ ederek latîfe yolunu tut. Çünkü latîfe kalbkazanır. (İmâm-ı Mâverdî)İnsanlar üç kısımdır: Bir kısmı gıdâ gibidir. Herkese, her zaman lâzımdır. İkinci kısmı, ilaçgibidirler. İhtiyaç zamânında lâzım olur. Üçüncü kısmı, hastalık gibidir. Bunlara ihtiyâç olmaz.Fakat kendileri insanlara musallat olurlar, bulaşırlar. Bun lardan kurtulmak için, müdârâ etmeklâzımdır. (İmâm-ı Gazâlî)Dostlara mürüvvet (mertlik),Düşmanlara müdârâ etmeli.(Sâ'dî-i Şîrâzî)
MÜDDESSİR SÛRESİ (İsim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş dördüncü sûresi.Müddessir sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmedegeçen Müddessir kelimesinden dolayı sûreye, Sûret-ül-Müddessir denilmiştir.Müddessir;örtüsüne bürünen, demektir. Sûrede, Peygamber efendimize; inkâr yolunda olanları uyarması,Allahü teâlâyı tekbir etmesi, yüceltmesi, sabırlı olması vs. emredilip, inkârcıların uğrayacaklarıcezâlar bildirilmiş, iyilerle kötülerin mukâyesesi yapılmıştır. (İbn-i Abbâs, Katâde, Râzî,Kurtubî)Allahü teâlâ Müddessir sûresinde meâlen buyuruyor ki:Ey örtüye bürünen (Muhammed) ! Kalk da bildir! Rabbini tekbîr et! Giydiklerini temiztut! Kötü şeylerden sakın. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! Rabbin için sabret.(Âyet: 1-7)Kim Müddessir sûresini okursa, Allahü teâlâ, Muhammed'i (aleyhisselâm) tasdîk(inanan) ve tekzîb edenlerin (inanmayanların) adedinin on katı sevâb verir. (Hadîs-işerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
MÜDEBBER (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Âzâd olması yâni serbest bırakılıp, hürriyetine kavuşması, efendisinin vefâtına (ölümüne)bağlı kılınan köle. Böyle olan kadına müdebbere denir.Şunlara zekât verilmesi câiz değildir: 1)Deliye, 2)Kâfire, 3)Zenginlere, 4)Usûl (Baba-dede)ve furûuna (çocuğuna, çocuğunun çocuklarına), 5)Zevcesine (hanımına), 6)Kölesine,7)Mukâtebesine, yâni efendisine belirli bir miktâr para vermekle âzâd olacak kölesine,8)Müdebberine, 9) Kadının kocasına zekât vermesi ihtilâflı olup, esahh olan (en doğrusu)vermemektir. 10)Bir kimseyi yabancı sanarak, evlâdı çıksa ve müslüman sanarak kâfir çıksa,bunlara zekât verilmez ise de, bilinmeyerek verilmiş ise, e sahh olan iâde edilmez. Meyyitin(ölünün) kefeni için de zekât verilmez.Bir kimse zekâtını fakirden alacağına da sayamaz.(Kudbüddîn İznikî)
MÜDELLES HADÎS (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Resûlullah efendimizin hadîs-i şerîflerini toplama işinde, baştan yalnız birinci râvisi (rivâyetedeni, nakledeni) bildirilmeyen hadîs. (Bkz. Hadîs)
MÜDERRİS (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Medreselerde ders veren öğretim üyesi, profesör.Osmanlılarda müderris tâyininde, vücûd, zihin ve karakter özelliklerine bakılır, sempatik,akıllı, kültürlü, anlayışlı, adâletli, iffetli, cömerd ve gözü-gönlü tok olmasına dikkat edilirdi.Hâl ve hareketlerinin, huyunun güzel olması her hâli ile tal ebelerine örnek olması arzu edilirdi.(Osmanlı Târihi Ansiklopedisi)Selâhaddîn Eyyûbî Fâtımî sapıklarını Mısır'dan temizleyince, İmâm-ı Şâfiî'nin türbesininyanına bir medrese yaptırıp, Mecmeddîn Hubuşânî'yi müderris tâyin eyledi. (İbn-i Hallikân)Kara Çelebi diye tanınan Muhammed bin Hüsâmeddîn Abdullah, müderrisliği müddetinceMuhammed aleyhisselâmın yolunu, dîn-i İslâm'ın yüksek hükümlerini talebelere en güzel birşekilde anlattı ve öğretti. (Mecdî Efendi)
MÜDRİK (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Cemâatle namaz kılarken iftitah (başlama) tekbirini imâmla birlikte alan, namaza imâmlabirlikte başlayan ve namazın başından sonuna kadar imâma uyan, birlikte kılan.