"TECELLÎ
" Kelimesi için arama sonuçları
tecelli (İsim)
(Türkçe - Alman Lüğət) :
s PhTMnomen.
TECELLÎ (Özəl isim)
(Türkçe - Türkçe Sözlük) :
is. 1. Belirme, görünme, 2. Allah'ın kudret ve sıfatlarının insan ve tabiat varlıklarında kendini belli etmesi. 3. Kader.
TECELLÎ (Özəl isim)
(İslami Terminlər Lüğəti) :
Görünme. Kalbde Allahü teâlânın zâtının ve isimlerinin zuhûru.Evliyâ herkes gibi, bir mezhebe tâbi olarak yükselmişlerdir. Ahkâm-ı İslâmiyye'yeyapışmak, bir ağaç dikmek gibidir. Evliyâya hâsıl olan ilimler, mârifetler, tecellîler keşfler, vemuhabbet-i zâtiyye bu ağacın meyveleri gibidir. (Rükneddîn-i Çeştî)Zât-ı ilâhînin (Allahü teâlânın) tecellîsi bu dünyâda yalnız Muhammed aleyhisselâma nasîboldu. Başkalarına ise âhirette nasîb olacağı bildirildi. (İmâm-ı Rabbânî)Allahü teâlâ insanın kalbine tecellî eder. Fakat bu tecellî Allahü teâlânın sıfatlarınıntecellîsidir. (Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî)Tasavvufta keder ve ümidsizlik yoktur. Yalnız sevgi ve tecellîler vardır. (MevlânâCelâleddîn-i Rûmî)
tecelli (İsim)
(Türkçe - İngilis lüğət) :
1. manifestation, becoming manifest; revelation. 2. destiny, fate. etmek to become manifest; to be revealed.
TECELLÎ
(İslami Terminlər Lüğəti) :
Görünme. Kalbde Allahü teâlânın zâtının ve isimlerinin zuhûru.
Evliyâ herkes gibi, bir mezhebe tâbi olarak yükselmişlerdir. Ahkâm-ı İslâmiyye'ye yapışmak,
bir ağaç dikmek gibidir. Evliyâya hâsıl olan ilimler, mârifetler, tecellîler keşfler, ve muhabbet-i
zâtiyye bu ağacın meyveleri gibidir. (Rükneddîn-i Çeştî)
Zât-ı ilâhînin (Allahü teâlânın) tecellîsi bu dünyâda yalnız Muhammed aleyhisselâma nasîb
oldu. Başkalarına ise âhirette nasîb olacağı bildirildi. (İmâm-ı Rabbânî)
Allahü teâlâ insanın kalbine tecellî eder. Fakat bu tecellî Allahü teâlânın sıfatlarının
tecellîsidir. (Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî)
Tasavvufta keder ve ümidsizlik yoktur. Yalnız sevgi ve tecellîler vardır. (Mevlânâ
Celâleddîn-i Rûmî)
Tecellî-i Cemâl:
Allahü teâlânın cemâlinin zuhûru.
Cennet'te mü'minlerin makbûl olanları, her sabah ve akşam, derecesi aşağı olanlar ise, her
Cumâ günü ve kadınlar, dünyâ bayramı gibi yılda birkaç kere tecellî-i cemâl ile
şerefleneceklerdir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Tecellî-i Ef'âl:
Sâlikin, yâni tasavvuf yolcusunun, kulların fiillerini Allahü teâlânın fiilinin zılleri
(görüntüleri) olarak görmesi ve bu fiillerin varlığının O'nun fiili ile olduğunu bilmesi. Âlem-i
Emrin ilk adımında olan tecellîler.
Tecellî-i ef'âl sâhibi, her işte arada olan vâsıtaların var olmasının bahâne olduğunu, asıl
yapanın Allahü teâlâ olduğunu bilir. (Abdülhakîm bin Mustafa)
Tecellî-i Sıfat:
Allahü teâlânın sıfatlarının tecellîsi.
Seyyid Nûr'un bir teveccühü (bakması) ile tâliblerin (kendisine talebe olanların) kalbleri zikre
başlardı. Tecellî-i sıfat hâsıl olurdu. (Mazhar-ı Cân-ı Cânân)
Tecellî-i Sûrî:
Zât-ı ilâhînin veya isimlerinin kendilerinin değil, sûretlerinin, görüntülerinin tecellîsi.
Başkalarının yolun sonunda kavuştukları ve Hakk-ul yakîn dedikleri, bize yolun başında
Tecellî-i sûrî olarak hâsıl olmaktadır. (İmâm-ı Rabbânî)
Tecellî-i sûrî, sâliki yâni tasavvuf yolcusunu fânî yapmaz. Birçok bağlılıklarını yok eder ise
de fenâya kadar götürmez. (İmâm-ı Rabbânî)
Tecellî-i Zât:
İsim ve sıfatlar araya girmeden sâdece zât-ı ilâhînin tecellî etmesi.
Tecellî-i zât,Peygamberlerin sonuncusuna (Muhammed aleyhisselâma) mahsûstur. O'nun
yanısıra başka peygamberlere ve O'na çok uyan bu ümmetin evliyâsında da hâsıl olur. Başka
peygamberlerin ümmetlerine nasîb olmaz. Bunun için bu ümmet, ümmetlerin hayırlısı olmuştur.
(İmâm-ı Rabbânî)
Ahrâriyye büyükleri, vecdlerin İslâmiyet'e uygun olmasına dikkat ederler. Zevkleri,
mârifetleri İslâmiyet terâzisi ile ölçerler, çocuklar gibi ceviz, kozalak sayılan vecdlere, hâllere
aldanıp da İslâmiyet'in güzel cevherlerini elden kaçırmazlar. Tasavvufçuların İslâmiyet'e
uymayan sözlerine aldanıp bağlanmazlar. Hâlleri devamlıdır. Zamanlarında değişiklik
olmaz.Başkalarının şimşek gibi çakıp geçen tecellî-i zâtî bunlara devamlıdır. Çabuk geçer, gayb
olan huzûra kıymet vermezler. "O yüksek insanlara, ticâret, alış-veriş Allahü teâlâyı
unutturmaz." (Nûr sûresi: 24) meâlindeki âyet-i kerîme bunların hâlini bildirmektedir. (İmâm-ı
Rabbânî)
TECELLİ (TECELLÂ) (İsim)
(Osmanlıca - Türkçe Sözlük) :
Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.(Fıtrat yalan söylemez. Meselâ : Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: "Sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Meselâ: Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım" Biiznillâh olur, doğru söyler. Meselâ: Bir avuç su, incimad ile meyelân-ı inbisatı der: "Fazla yer tutacağım. "Metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. İşte şu meyelânlar irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.N.)
tecelli etmek (İsim)
(Türkçe - Alman Lüğət) :
sich ereignen; sich offenbaren.
Tecellî-i Cemâl (İsim)
(İslami Terminlər Lüğəti) :
Allahü teâlânın cemâlinin zuhûru.Cennet'te mü'minlerin makbûl olanları, her sabah ve akşam, derecesi aşağı olanlar ise, herCumâ günü ve kadınlar, dünyâ bayramı gibi yılda birkaç kere tecellî-i cemâl ileşerefleneceklerdir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Tecellî-i Ef'âl (İsim)
(İslami Terminlər Lüğəti) :
Sâlikin, yâni tasavvuf yolcusunun, kulların fiillerini Allahü teâlânın fiilinin zılleri(görüntüleri) olarak görmesi ve bu fiillerin varlığının O'nun fiili ile olduğunu bilmesi. Âlem-iEmrin ilk adımında olan tecellîler.Tecellî-i ef'âl sâhibi, her işte arada olan vâsıtaların var olmasının bahâne olduğunu, asılyapanın Allahü teâlâ olduğunu bilir. (Abdülhakîm bin Mustafa)
Tecellî-i Sıfat (İsim)
(İslami Terminlər Lüğəti) :
Allahü teâlânın sıfatlarının tecellîsi.Seyyid Nûr'un bir teveccühü (bakması) ile tâliblerin (kendisine talebe olanların) kalblerizikre başlardı. Tecellî-i sıfat hâsıl olurdu. (Mazhar-ı Cân-ı Cânân)