Tüm Sözlükler
reklam sol

71 record(s) found.

  • çüş (Ruf des Eseltreibers) Halt, Ouha.

    Turkish - German Dictionary
  • CÛŞ is. Coşma, taşma.

    Turkish - Turkish dictionary
  • CUŞ f. Coşmak, kaynamak. Taşmak. Deprenmek.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • çüş1. Whoa! (said to stop a donkey). 2. vulg. You fool!/You ass!/What asininity!

    Turkish - English dictionary
  • CUŞ U HURUŞ f. Kaynayıp taşma. Neş'e ve âhenk. Coşup taşma.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÛŞ-AVER f. Coşturucu, coşmaya sebep olucu.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜŞA'Çok yemekten dolayı genirmek.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSACİS Büyük deve. * Kılların veya otların sık ve çok olup birbirine karışması.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CUŞACUŞ f. Çok coşkun, taşkın. Pek coşkun ve taşkın bir sûrette.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSAD Karın ağrısı.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÛŞAK f. Kaynama.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSAL Tarla kuşu.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSALE Sonbaharda dökülen yapraklar.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSAM Uykuda gelen ağırlık, kâbus.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CUŞAN f. Coşup kaynayan.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜŞEM Deve göğsü.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSES (Cüsse. C.) Cüsseler, gövdeler, bedenler, cisimler, kalıplar, cesetler.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSEYM Cisimcik. Küçük cisim.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSEYMAT (Cüseym. C.) Küçük cisimler, cisimcikler.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • cushioni. 1. yastık, minder. 2. bir darbenin hızını kesen tampon. 3. bilardo masasının lastikli iç kenarı. f. 1. hafifletmek, azaltmak. 2. altına/arkasına yastık koymak; yastıkla beslemek. 3. yastıkla kaplamak.

    English - Turkish Dictionary
  • CUŞİDE f. Coşmuş, kaynamış.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CUŞİR(E) f. Dokumacı.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CUŞİŞ f. Kaynama, coşma.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • çuşkared pepper, chili pepper, chili.

    Turkish - English dictionary
  • CÜSMAN Organlarla birlikte vücudun tamamı. * Her nesnenin cismi ve cesedi.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • cuspidi. köpekdişi.

    English - Turkish Dictionary
  • CÜŞREÖksürük. * Göğüs sertliği.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • cussf., k. dili sövmek, küfretmek. i., k. dili 1. sövgü, küfür. 2. herif.

    English - Turkish Dictionary
  • cüsse e Grösse.

    Turkish - German Dictionary
  • cüsselaş, gewde.

    Turkish - Kurdish Dictionary
  • CÜSSE is. İnsan ve hayvanda iri gövde: Cüsseli bir adamdı.

    Turkish - Turkish dictionary
  • CÜSSE Gövde, kalıp, beden.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • cüssebody, frame (of a person).

    Turkish - English dictionary
  • CÜSSE-DÂR f. İri yapılı, cüsseli kimse, irikıyım kişi.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • cüsseli massig.

    Turkish - German Dictionary
  • cüsselibig, burly (person).

    Turkish - English dictionary
  • cüssesizundersized (person).

    Turkish - English dictionary
  • CÜST f. Araştırma, arama.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • ÇÜST f. Çevik, çabuk hareketli. Seri-ül-hareke. * Dar, sıkı. * Muntazam, mükemmel, düzgün. Yakışıklı.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜST Ü CU Arayıp sorma, araştırma, arama.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • custardi. 1. süt, şeker ve yumurta ile hazırlanan bir sos. 2. krem karamele benzeyen bir tatlı.

    English - Turkish Dictionary
  • ÇÜSTÎ f. Atiklik, çeviklik, çabukluk.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • custodiani. 1. koruyucu, muhafız. 2. sorumlu kimse. 3. kapıcı.

    English - Turkish Dictionary
  • custodire t saklamak.

    Italian - Turkish dictionary
  • custodyi. 1. vesayet. 2. gözetim; koruma.

    English - Turkish Dictionary
  • customi. 1. gelenek, âdet. 2. alışkanlık, itiyat. 3. (bir müşterinin yaptığı) alışveriş.

    English - Turkish Dictionary
  • custom, private, special(Türk Bilişim Terimlerinden) özel

    Computer, Internet Glossary
  • custom-mades. ısmarlama.

    English - Turkish Dictionary
  • customarys. alışılmış, âdet olan, mutat.

    English - Turkish Dictionary
  • customary usageâdet.

    English - Turkish Dictionary
  • customer(Türk Bilişim Terimlerinden) müşteri

    Computer, Internet Glossary
  • customeri. müşteri.

    English - Turkish Dictionary
  • customer setup(Türk Bilişim Terimlerinden) müşterice kurulan

    Computer, Internet Glossary
  • customizable(Türk Bilişim Terimlerinden) uyarlanır (isteğe)

    Computer, Internet Glossary
  • customize(Türk Bilişim Terimlerinden) uyarlamak (isteğe)

    Computer, Internet Glossary
  • customizedisteğe uyarlanmış

    Computer, Internet Glossary
  • customsi. gümrük, gümrük resmi.

    English - Turkish Dictionary
  • CUSTOMS DUTIESGÜMRÜK VERGİLERİBir ülkeye giren ithal mallardan veya bir ülkeden çıkan ihraç mallardan alınan vergilerdir. Gümrük vergileri, genellikle ithal mallara uygulanırlar ve değer (ad valorem) ya da fiziksel miktar üzerinden alınırlar. Yerli sanayii korumak için alınanlar ve devlete gelir sağlamak için alınanlar şeklinde ikiye ayrılırlar.

    Dictionary of Economics
  • CUSTOMS UNION ; TARIFF UNIONGÜMRÜK BİRLİĞİGümrük birliği, ülkelerin birbirlerinden gümrük vergisi almamak için kurdukları birliktir. Birlik üyesi ülkeler, birlik üyesi olmayan ülkelere tek ve ortak bir gümrük tarifesi uygularlar. Bunun sebebi, birlik ülkelerinin birbirlerine yabancı mal satmalarını önlemektir. Günümüzde en önemli gümrük birliği örneği, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) dur.

    Dictionary of Economics
  • CUSTOMS, DUTYGÜMRÜKBir ülkeye giren ya da ülkeden çıkan her türlü eşyadan alınan vergi, resim veya harçtır. Gümrük kavramı, bu işlemlerin yapıldığı yer içinde kullanılmaktadır.

    Dictionary of Economics
  • customshousei. gümrük.

    English - Turkish Dictionary
  • CÜSU Diz üstünde çökmek.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSU' Tamahkârlık, pintilik, harislik, cimrilik.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜŞU' Durmak, kıyam. * Huruç etmek, çıkmak. * Hafif yay.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSUM Kuşun, uyuması vaktinde göğsünü yere koyup çömelmesi. Çömelip oturmak. * Uykuda gelen ağırlık. Kâbus. * Oturmak.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜŞÜM Kısa boylu, tıknaz kimse.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSUR (Cisr. C.) Köprüler.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜŞUR Sabah yerinin ağarması.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSÜVV Kurumak, yebs. * Donmak, cümud.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSVE Bir yere biriktirilmiş taş.

    Ottoman - Turkish Dictionary
  • CÜSY Diz üstüne çökmek.

    Ottoman - Turkish Dictionary
reklam sol
reklam sol

Last Searched Words

  • HAŞAHİŞ

    2021-11-30 21:45:02
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • çüş

    2021-11-30 21:45:02
    Turkish - German Dictionary
  • maternal aunt

    2021-11-30 21:45:00
    English - Turkish Dictionary
  • dove 2

    2021-11-30 21:45:00
    English - Turkish Dictionary
  • CÜNÜB

    2021-11-30 21:45:00
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • Kabala

    2021-11-30 21:44:58
    Turkish - English dictionary
  • Kamulculuk.

    2021-11-30 21:44:57
    Philosophical Dictionary
  • mar Caribe

    2021-11-30 21:44:57
    Spanish - Turkish Dictionary
  • EBTİNE

    2021-11-30 21:44:56
    Ottoman - Turkish Dictionary
  • rapporter

    2021-11-30 21:44:55
    French - Turkish dictionary

Keyword Searches

reklam sol