"

şeytan

" Die Ergebnisse der Suche nach dem Wort
 Türkisch - Französisch Wörterbuch

şeytan (Substantiv)

( Türkisch - Französisch Wörterbuch) :
diable
 Türkisch - Deutsch Wörterbuch

şeytan (Substantiv)

( Türkisch - Deutsch Wörterbuch) :
r Teufel, r Satan.
 Türkisch - Spanisch-Wörterbuch

şeytan (Substantiv)

( Türkisch - Spanisch-Wörterbuch) :
diablo
 Türkisch - Kurdisch Wörterbuch

şeytan (Substantiv)

( Türkisch - Kurdisch Wörterbuch) :
şeytan.
 Kurdisch - Türkisch-Wörterbuch

şeytan (Substantiv)

( Kurdisch - Türkisch-Wörterbuch) :
şeytan.
 Türkisch - Türkisch-Wörterbuch

ŞEYTAN (Eigenname)

( Türkisch - Türkisch-Wörterbuch) :
is. insanları doğru yoldan saptırmaya çalışan kötü varlık.
 Ottomane - Türkisch Wörterbuch

ŞEYTAN (Eigenname)

( Ottomane - Türkisch Wörterbuch) :
İblis. (Cenab-ı Hakk'ın emrine isyan ettiğinden rahmetinden kovulmuş, şerleri ve muzır şeyleri temsil eder ve ateşten yaratılmıştır. Bütün melekler Cenab-ı Hakk'ın emriyle Hazret-i Âdem'e secde ettiği halde Şeytan: "O, topraktan yaratılmıştır, ben ateşten yaratıldım. Ben ondan daha kıymetli ve yükseğim" diye kibirlenerek, Cenab-ı Hakk'ın emrine karşı gelmiş ve Hazret-i Âdem'e secde etmediğinden, Allah'ın rahmetinden kovulmuştur.(Melâikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkiyatları yoktur. Makamları sâbittir, tebeddül etmez. Keza, hayvânâtın dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sâbittir, nâkıstır. Alem-i insaniyette, ise; merâtib-i terakkiyât ve tedenniyât, nihayetsizdir. Nemrutlardan, firavunlardan tut, tâ sıddıkin-i evliya ve enbiyaya kadar gâyet uzun bir mesâfe-i terakki var.İşte kömür gibi olan ervâh-ı sâfileyi, elmas gibi olan ervâh-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatiyle ve sırr-ı teklif ve ba's-i enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasaydı, mâden-i insaniyyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidatlar, beraber kalacaktı. Alâ-yı illiyindeki Ebu Bekir-is Sıddık'ın ruhu, esfel-i sâfilindeki Ebu Cehil'in ruhuyla bir seviyede kalacaktı. Demek şeyatin ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için, icadları şer değil, çirkin değil; belki su-i istimalâttan ve kesb denilen mübaşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler, kesb-i insana aittir, icad-ı İlâhîye ait değildir. M.)Bu mevzuya dair tafsilât: Risale-i Nur Külliyatından "Lem'alar" adlı eserin 13. Lem'asındadır.
 Dream Dictionary of Phrase

ŞEYTAN (Eigenname)

( Dream Dictionary of Phrase) :
Yalan ve şehvete, sahte mutluluklara, her türlü kötülüklere ve kötülük odaklarına; Şeytanı görmek sahtekar, aşırı hırslı, kıskanç ve mağrur, laubali ve kendisine her iki dünya için zararlı olan düşmana; Onu görmek inançsız, iki yüzlü ve kıskanç olmaya, ŞŞeytan, samimi Müslüman için güçsüz ve aciz bir düşmana; Onunla düşüp kalktığını görmek faiz yemeye ve diğer kötü fiilleri işlemeye; Şeytanı üzgün ve öfkeli görmek yahut ona buğzetmek Allahü Teala'nın rızasını kazandıracak işleri işlemeye ve düşmanına galip gelmeye; Onu mutlu ve neşeli görmek nefsani arzularıyla meşgul olmaya delalet eder.
 islamische Glossar

ŞEYTAN (Eigenname)

( islamische Glossar) :
Kovulmuş, uzaklaştırılmış. Kibir ve gurûru sebebiyle Allahü teâlânın "Âdem'e secde ediniz"emrine isyân edip, karşı geldiği için, O'nun rahmetinden uzaklaştırılan varlık, İblis.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:Şeytan insana çok şeyi söz verir ve birçok şeyi hatırlatır. Şeytanın söz verdiği şeylerinhepsi yalandır. (Nisâ sûresi: 121)Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriliği emr eder. Allah isekendisinden mağfiret ve fadl vâ'd ediyor. (Bekara sûresi: 268)Gadab (kızmak) şeytandandır. Şeytan ise, ateştendir. Su ateşi söndürür. Sizden birisikızdığı zaman abdest alsın. (Hadîs-i şerîf-Ahmed bin Hanbel)İçinizden her kim, Cennet safâsını isterse, cemâate devâm etsin. Çünkü şeytan tek kişiile bulunur. İki kişi olursa uzak olur. (Hadîs-i şerîf-Ahmed bin Hanbel)Sağ el ile yiyiniz, sağ el ile içiniz. Çünkü şeytan sol eli ile yer ve sol eli ile içer. (Hadîs-işerîf-Şir'at-ül-İslâm)Kalbini, şeytanın oyuncağı yapma. (Ferîdüddîn Genc-i Şeker)Büyüklerden biri şeytana dedi ki: "Senin gibi mel'ûn (lânetlenmiş) olmak istiyorum, neyapayım?" Şeytan sevinip benim gibi olmak istersen, namaza ehemmiyet verme ve doğru-yalanher şeye yemin et, yâni çok yemin et" dedi. O kimse de hiçbir namazı bıra kmayacağım ve artıkyemin etmiyeceğim" dedi. (İbn-i Cevzî)Birçok istekler insanda bulunmaz, dışarıdan gelirler. Bunlardan faydalı olanlarını Allahüteâlâ merhamet ederek gönderir. Bir hadîs-i şerîfte; "Her mü'minin kalbinde Allahü teâlânınbir vâizi (nasîhat edicisi) vardır" buyruldu. Zararlı olanlarını şeytan gönderir. Şeytan insanlarahep kötülük ve düşmanlık yapmalarını vesvese eder. (İmâm-ı Rabbânî)Şeytanların hepsi kâfirdir. İnsanları aldatmağa uğraşırlar. İbâdetleri unutturup, günâhları iyigösterirler. Nefsin arzularını kızıştırırlar. Şeytanlar, ateş ile havadan yaratılmıştır. Cinde hava,şeytanda ateş fazladır. Cin ve şeytanlar en ufak yerden geçerler, insanın içine, damarlarına bilegirerler. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
 Türkisch - Englisch Wörterbuch

şeytan (Substantiv)

( Türkisch - Englisch Wörterbuch) :
1. Satan, the Devil, Sheitan, Shaitan. 2. devil, fiend, demon. 3. crafty and malevolent person. 4. clever and mischievous child. 5. crafty and malevolent (person). 6. clever and mischievous (child). aldatmak 1. to yield to the devil in one, let the devil get the better of one, yield to temptation. 2. to have a wet dream. ın art ayağı little devil, clever and mischievous child. ın ayağını/bacağını kırmak finally to begin to do something after numerous delays, get the show on the road at last. azapta gerek. colloq. It serves him right./His chickens have come home to roost. bacaklı colloq. short-legged. a çarık giydirmek to be smart enough to outwit the devil himself. çekici little devil, clever, agile, and mischievous child. diyor ki .... The devil in me tells me to (do something I know I shouldn´t do). dürtmek /ı/ for the devil suddenly to catch one unawares and make one do something one shouldn´t. ı eşeğe ters bindirmek to be devilishly clever, be smart enough to outwit the devil himself. feneri Chinese lantern, Japanese lantern (a paper lantern). gibi very clever (person). görsün yüzünü. colloq. He can go to the devil for all I care; I don´t want to see him. ın işi yok. colloq. The devil had nothing to do with it; it´s just a case of sheer bad luck. kösteği a hobble. kulağına kurşun! Knock on wood! (said when speaking of something that´s going well). a külahı/pabucu ters giydirmek to be clever enough to outwit the devil himself. a parmak ısırtmak to outdo the devil himself in wickedness. şeytan devilishly; very mischievously. taşlamak to stone the Devil (done at Mecca by pilgrims as a part of the hajj). ları tepesine çıkmak /ın/ to get very angry. tüyü a certain something about someone that makes him/her irresistibly attractive. uçurtması a small paper kite. a uymak to let the devil get the better of one, yield to temptation. ın yattığı yeri bilmek 1. to know some astounding things. 2. to be exceedingly clever and alert.