Résultats pour "MÜNAFÎ
"
MÜNAFÎ (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
Zıt, uymaz, aksi, aykırı. Mugayir ve muhalif olan.
MÜNAFIK (Nom propre)
(Dictionnaire turc - Turquie) :
s. ve is. l. İkiyüzlülük eden, ara bozan. 2. İslamiyet'i kabul etmediği halde etmiş görünen (kimse).
MÜNAFIK (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
İki yüzlü, araya nifak sokan. Fitnekâr. * Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. * Görünüşte müslüman olup hakikatte kâfir ve düşman olan.("Münafık öldükten sonra namazı kılınmaz" meâlindeki âyet, o zamandaki ihbar-ı İlâhî ile bilinen kat'i münafıklar demektir. Yoksa zan ile, şüphe ile münafık deyip namaz kılmamak olmaz. Mâdem "Lâ ilahe illallah" der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tevbe etse, namazı kılınabilir...Münafık itikadsızdır, kalbsizdir ve vicdansızdır. Peygamber (A.S.M.) aleyhindedir. R.N.)
MÜNÂFIK (Nom propre)
(Glossaire islamique) :
İnanmadığı hâlde, müslümanları aldatmak için, inanmış görünen kimse.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:Ey münâfıklar! Allahü teâlâ sizi kendi hâlinize bırakmaz. Hâlis mü'minlerimünâfıklardan ayırır. (Âl-i İmrân sûresi: 179)Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânet olunana hıyânet etmek, yalan söylemek,vâdini bozmak ve ahdine vefâ göstermemek (verdiği sözde durmamak) ve mahkemededoğruyu söylememek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)Münâfık, iki sürü arasında bulunan bir koyun gibidir ki, o, bir defâ bu sürüye, diğerdefâ öbür sürüye katılır. (Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ)Ey Allah'ım! Ben, münâfıklıktan, şikâktan (tefrikadan) ve kötü ahlâktan sanasığınırım. (Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ)Münâfıkın alâmeti üçtür. Yalnız olduğu zaman tembeldir. Yanında birisi olduğu zamançalışkandır. Bütün işlerinde övülmeyi çok sever. (Vehb bin Münebbih)Mescide giren münâfıklar, kafesteki serçe kuşlarına benzer. Kafesin kapısı açılır açılmazuçarlar, kaçarlar. (İmâm-ı Mâlik)Münâfık, İslâmiyet'ten bahseder, fakat onunla amel etmez ve ona uymaz.(Huzeyfet-ül-Yemânî)
münafık (Nom)
(Turc - Anglais Dictionnaire) :
1. sower of discord, mischief-maker. 2. (someone) who sows discord.
MÜNÂFIK
(Glossaire islamique) :
İnanmadığı hâlde, müslümanları aldatmak için, inanmış görünen kimse.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Ey münâfıklar! Allahü teâlâ sizi kendi hâlinize bırakmaz. Hâlis mü'minleri münâfıklardan
ayırır. (Âl-i İmrân sûresi: 179)
Dört şey münâfıklık alâmetidir: Emânet olunana hıyânet etmek, yalan söylemek, vâdini
bozmak ve ahdine vefâ göstermemek (verdiği sözde durmamak) ve mahkemede doğruyu
söylememek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)
Münâfık, iki sürü arasında bulunan bir koyun gibidir ki, o, bir defâ bu sürüye, diğer defâ
öbür sürüye katılır. (Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ)
Ey Allah'ım! Ben, münâfıklıktan, şikâktan (tefrikadan) ve kötü ahlâktan sana sığınırım.
(Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ)
Münâfıkın alâmeti üçtür. Yalnız olduğu zaman tembeldir. Yanında birisi olduğu zaman
çalışkandır. Bütün işlerinde övülmeyi çok sever. (Vehb bin Münebbih)
Mescide giren münâfıklar, kafesteki serçe kuşlarına benzer. Kafesin kapısı açılır açılmaz
uçarlar, kaçarlar. (İmâm-ı Mâlik)
Münâfık, İslâmiyet'ten bahseder, fakat onunla amel etmez ve ona uymaz. (Huzeyfet-ül-
Yemânî)
MÜNAFIKANE (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
f. Münafıklıkla.
MÜNAFIKÎN (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
(Münafık. C.) Münafıklar. Fitnekârlar. İkiyüzlüler. Araya nifak sokanlar.
münafıklık (Ponctuation)
(Turc - Anglais Dictionnaire) :
sowing discord, mischief-making.
MÜNAFIKUN (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
(Bak: Münafıkîn)