Résultats pour "MÜTEVATİ
"
MÜTEVATİ (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
Birbirine benzeyen.
MÜTEVÂTÎ (Nom)
(Glossaire islamique) :
Bir cins içinde bulunan ferdlerin hepsinde müsâvî, eşit miktarda bulunan sıfat, husûsiyet,özellik.İnsanlık yâni insan olma, insanın bütün ferdlerinde en yüksek derecedeki insan ile en aşağıbir insan da eşittir. Meselâ, insan olma bakımından bir peygamber ile peygamber olmayanaynıdır. Yine yüksek makam sâhibi birisi ile bir köy çobanındaki insan lık eşittir. Birinde dahaçok, diğerinde daha az olmaz. Çünkü insanlık, mütevâtîdir. (Abdülhakîm Arvâsî)Tâbi olmak, uymak kelimesi (sözü) mütevâtî sözlerdendir. Çünkü uymak demek, tâbiolanın, uyduğu kimsenin arkasında gitmesi demektir. Bir kimse bir büyüğe uyarsa o kimseyetâbi; uyulan büyük zâta metbû' yâni kendisine uyulan denir. Tâbiin, metbûa uyma sının az veçok olması ve uyduğu zamânın az ve çok olması, kısa ve uzun olması, uymağı değiştiriyor isede, bu değişiklik, farklılık, uymak işinin özünü değiştirmez. Bunun mütevâtî olmasını bozmaz.(Abdülhakîm Arvâsî)
MÜTEVÂTÎ
(Glossaire islamique) :
Bir cins içinde bulunan ferdlerin hepsinde müsâvî, eşit miktarda bulunan sıfat, husûsiyet,
özellik.
İnsanlık yâni insan olma, insanın bütün ferdlerinde en yüksek derecedeki insan ile en aşağı bir
insan da eşittir. Meselâ, insan olma bakımından bir peygamber ile peygamber olmayan aynıdır.
Yine yüksek makam sâhibi birisi ile bir köy çobanındaki insanlık eşittir. Birinde daha çok,
diğerinde daha az olmaz. Çünkü insanlık, mütevâtîdir. (Abdülhakîm Arvâsî)
Tâbi olmak, uymak kelimesi (sözü) mütevâtî sözlerdendir. Çünkü uymak demek, tâbi olanın,
uyduğu kimsenin arkasında gitmesi demektir. Bir kimse bir büyüğe uyarsa o kimseye tâbi; uyulan
büyük zâta metbû' yâni kendisine uyulan denir. Tâbiin, metbûa uymasının az ve çok olması ve
uyduğu zamânın az ve çok olması, kısa ve uzun olması, uymağı değiştiriyor ise de, bu değişiklik,
farklılık, uymak işinin özünü değiştirmez. Bunun mütevâtî olmasını bozmaz. (Abdülhakîm
Arvâsî)
MÜTEVATİR (Nom propre)
(Dictionnaire turc - Turquie) :
S. Halk arasında söylenen, ağızdan ağıza dolaşan.
MÜTEVATİR (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
Çok kimselerin naklettikleri haber. Yaygın haber. Herkesin veya alâkadarların işitip doğruluğunu kabul ettikleri kat'i, şüphesiz, sağlam haber. Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir cemaatın bir hâdise hakkında verdikleri haber. (Bak: Tevatür)
MÜTEVÂTİR HADÎS (Nom)
(Glossaire islamique) :
Birçok sahâbînin Resûl-i ekremden ve başka birçok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitabayazılıncaya kadar, böyle hep, çok kimselerin haber verdiği hadîs-i şerîfler. (Bkz. Hadîs)
MÜTEVÂTİR HADÎS
(Glossaire islamique) :
Birçok sahâbînin Resûl-i ekremden ve başka birçok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitaba
yazılıncaya kadar, böyle hep, çok kimselerin haber verdiği hadîs-i şerîfler. (Bkz. Hadîs)
MÜTEVATİR-İ BİLMÂNÂ (Nom)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
Nakledilen bir haberin başka ifade ve kelimelerle, başka başka şekilde ifade edilerek tevatür hâle gelmesi. Mânaların çok insanlarca başka başka kelimelerle nakledilmesi. Bir haberin veya hâdisenin farklı ifadelerle, başka başka şahıs veya topluluklar tarafından nakledilmiş olması.
MÜTEVATİRAT (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
Mütevatir olanlar. Çoklarının bildiği ve duyduğu haberler, hususlar. * Man: Kizb üzerine ittifakları aklen muhal olan bir topluluk tarafından verilen haberle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler.
MÜTEVATİREN (Nom propre)
(Ottoman - Dictionnaire turc) :
Mütevatir olarak, tevatürle naklolunmak suretiyle.