"sosyal
" Die Ergebnisse der Suche nach dem Wort
sosyal (Adjektiv)
( Türkisch - Französisch Wörterbuch) :
social
sosyal (Adjektiv)
( Türkisch - Deutsch Wörterbuch) :
sozial, gesellschaftlich.
sosyal (Adjektiv)
( Türkisch - Spanisch-Wörterbuch) :
social
sosyal (Adjektiv)
( Türkisch - Kurdisch Wörterbuch) :
civakî.
SOSYAL (Adjektiv)
( Türkisch - Türkisch-Wörterbuch) :
s. Toplumla ilgili: Sosyal haklar.
SOSYAL (Adjektiv)
( Ottomane - Türkisch Wörterbuch) :
Fr. İçtimaî. Cemiyete ait.
sosyal (Adjektiv)
( Türkisch - Englisch Wörterbuch) :
,-li social. adalet social justice. konutlar public housing, government housing (for the poor). psikoloji social psychology. sigorta social insurance.
SOSYAL ADÂLET (Adjektiv)
( islamische Glossar) :
Herkesin, bilgi ve kâbiliyeti ve gördüğü iş nisbetinde çalıştığının karşılığını alması, başkalarıtarafından sömürülmemesi. (Bkz. Adâlet)Sosyal adâlet, millî gelirin en uygun şekilde taksîmini sağlar. İstismârı, sömürücülüğüortadan kaldırır. Sermâyenin çok küçük ve belirli bir zümre elinde toplanmasını önler. Herkesekendi ölçüsünde hayât hakkı verir. Sınıf ve zümreleri arasında düşm anlık bulunmayan birtopluluk meydana getirir. Böyle bir toplulukta vatandaşlar, hâl ve istikbâl (şimdiki durumu vegeleceği) bakımından kendilerini emniyette hissederler. (Abdülhakîm Arvâsî)
SOSYAL ADÂLET
( islamische Glossar) :
Herkesin, bilgi ve kâbiliyeti ve gördüğü iş nisbetinde çalıştığının karşılığını alması, başkaları
tarafından sömürülmemesi. (Bkz. Adâlet)
Sosyal adâlet, millî gelirin en uygun şekilde taksîmini sağlar. İstismârı, sömürücülüğü ortadan
kaldırır. Sermâyenin çok küçük ve belirli bir zümre elinde toplanmasını önler. Herkese kendi
ölçüsünde hayât hakkı verir. Sınıf ve zümreleri arasında düşmanlık bulunmayan bir topluluk
meydana getirir. Böyle bir toplulukta vatandaşlar, hâl ve istikbâl (şimdiki durumu ve geleceği)
bakımından kendilerini emniyette hissederler. (Abdülhakîm Arvâsî)
SOSYAL BÜTÜNLEME [İng. Social Integration]: (Adjektiv)
( Wörterbuch der Soziologie) :
Sosyal bütünleme, fertlerin ve sosyal grupların dünya görüşleri arasındaki farkların toplumdaki milli kültürden asgari seviyede inhiraf (sapma) etmesidir. Sosyal gruplar arasındaki sosyal mesafenin toplumun işleyen bütünü aksatmaması haline de sosyal bütünleme denebilir.Bir baka ifade ile toplumdaki her bir sosyal grubun kendi hakkında vardığı şuurun veya şuur yoğunluğunun toplumdaki bütünleşmeyi bozmayacak seviyede olmasıdır. Sosyal bütünleşme, hem farklılaşma, hem de bütünlemeyi kapsadığından bütünleşmeyi daha ziyade cemiyet (Bkz. Cemiyet) tipi bir teşkilâtlanmada aramak daha anlamlı olabilir. Bu bakımdan, cemaat (Bkz. Cemaat) gibi yeknesak, bölümü ve ihtisaslamanın yetersiz oluğu yapılarda kendiliğinden var olan bütünleşme ile aynı değildir. Sosyal bütünleşmede farklı sınıf, tabaka,meslek, parti, menfaat grubu,baskı grubu ve benzerlerinin farklılıklarını kavramaları kadar, topluma dahil olma şuurunu hissetmeleri ile gerçekleebilir. Sosyal bütünleşme statik, zora dayalı bir denge hali değildir.O, toplumda geniş seviyeli bir mutabakatlar zemininden güç alır.Sosyal bütünleşmeye sistem bütünleşmesi veya normatif bütünlere adı da verilebilmektedir. Sosyal bütünleşme asgari müştereklerde iştirak hali ve mensubiyet şuurunun hissedilmesi gerekmektedir.Kültür, sosal bütünleşmenin çimentosudur. Kültürel anlamda bütünleşmede üç süreçten bahsedilebilir: Takdim, kabul, bütünleme. (entegrasyon)Sosyal bütünleşme, ekonomik kalkınma için temel şartlardan birisidir. Gelişme ve büyüme sosyal bütünleşme ile desteklenemiyorsa, insanlar tasada kıvançta ve kaderde bir olma, aynı millete mensup olma, aynı kültürel değerleri ve sembolleri paylaşamama halinde, bütünleşme anlamlı kılınamaz.(Chino, E., 1965, International Encyclopedia of the Social Scîences, V.7 1968, Horton, P.B. Hant, C.L., 1964,Merill and Eldridge, 1952, Caplow, T., 1965, Holton, R. J., 1992)