"AZAMET
" Die Ergebnisse der Suche nach dem Wort
azamet (Substantiv)
( Türkisch - Deutsch Wörterbuch) :
e Pracht, e Würde.
azamet (Substantiv)
( Türkisch - Kurdisch Wörterbuch) :
mezinahî.
AZAMET (Substantiv)
( Ottomane - Türkisch Wörterbuch) :
Büyüklük. Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğü. * Kibirlilik.(Beşerin zihni ve fikri Cenab-ı Hakk'ın azametine bir mikyas, kemalâtına bir mizan, evsafının muhakemesine bir vasıta bulmak vüs'atinde değildir. Ancak cemî masnuatından ve mecmu asarından ve bütün ef'âlinden tahassül ve tecelli eden bir vecihle bakılabilir. Evet zerre, mir'ât olur, fakat mikyas olamaz. Bu meselelerden tebârüz ettiği vechile Cenab-ı Hakk'ın mümkinata kıyas edilmesi ve mümkinatın onun şuunâtına mikyas yapılması en büyük cehâlet ve hamakattır. İ.İ.)
AZAMET (Substantiv)
( Dream Dictionary of Phrase) :
Bakınız; Ululuk.
AZAMET (Substantiv)
( islamische Glossar) :
1. Büyüklük, Cenâb-ı Hakk'ın büyüklüğü.Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanıCehennem'e atarım, hiç acımam. (Hadîs-i Kudsî-Ebû Dâvûd)(Kıyâmet günü) Allahü teâlâ buyurur ki: "İzzetim, kibriyâm, azametim ve celâlim hakkıiçin yemin ederim ki ben "Lâ ilâhe illallah" diyenleri (Cehennem'den) muhakkakçıkaracağım. (Hadîs-i şerîf-Müslim)Allahü teâlânın mahlûkâtı üzerinde ne kadar çok düşünürsen O'nun azamet ve kudretini onisbette iyi anlarsın. (İmâm-ı Gazâlî)2. Kibirlenmek, insanları küçük görmek.Yalan söyleyen, hîlekârlık yapan, insanları aldatan, zulmeden, haksızlık yapan, dinkardeşlerine yardım etmeyen, azamet satan, yalnız kendi çıkarlarını düşünen bir kimse, nekadar ibâdet ederse etsin hakîki müslüman sayılmaz. (Hadimî)
azamet (Substantiv)
( Türkisch - Englisch Wörterbuch) :
,-ti 1. greatness, grandeur, augustness, majesty; magnificence; imposingness. 2. pomp; ostentation; haughty display of style or self-importance; overweening pride. ine dokunmak /ın/ to wound (someone´s) vanity, pique (someone). satmak to put on grand airs, act high and mighty.
AZAMET
( islamische Glossar) :
1. Büyüklük, Cenâb-ı Hakk'ın büyüklüğü.
Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehennem'e
atarım, hiç acımam. (Hadîs-i Kudsî-Ebû Dâvûd)
(Kıyâmet günü) Allahü teâlâ buyurur ki: "İzzetim, kibriyâm, azametim ve celâlim hakkı
için yemin ederim ki ben "Lâ ilâhe illallah" diyenleri (Cehennem'den) muhakkak çıkaracağım.
(Hadîs-i şerîf-Müslim)
Allahü teâlânın mahlûkâtı üzerinde ne kadar çok düşünürsen O'nun azamet ve kudretini o
nisbette iyi anlarsın. (İmâm-ı Gazâlî)
2. Kibirlenmek, insanları küçük görmek.
Yalan söyleyen, hîlekârlık yapan, insanları aldatan, zulmeden, haksızlık yapan, din
kardeşlerine yardım etmeyen, azamet satan, yalnız kendi çıkarlarını düşünen bir kimse, ne kadar
ibâdet ederse etsin hakîki müslüman sayılmaz. (Hadimî)
AZAMET-FÜRÛŞ (Substantiv)
( Ottomane - Türkisch Wörterbuch) :
Kibirlenen. Büyük görünmek isteyen.
azametli (Adjektiv)
( Türkisch - Deutsch Wörterbuch) :
prTMchtig, würdig, herrlich, majestTMtisch, feierlich.
azametli (Adjektiv)
( Türkisch - Kurdisch Wörterbuch) :
pirmezin.